10. Ay

Bugün (12 Temmuz) itibariyle AET dünyamızdaki 10. ayını dolurdu. 10 aylık bir bebeğim olduğuna hala inanamıyorum desem abartmış olmam sanırım. Günler süper hızlı geçiyor hala. Kimi zaman enerjik kimi zaman yorgun, kimi zaman uykulu kimi zaman uykusuz derken 10 koca ayı geride bıraktık. Bebeğim diyorum ama aslında AET resmen bir çocuk artık. Bebek hareketlerinden eser kalmadı neredeyse. Bize kafa tutyor eleman yahu, daha ne olsun değil mi?

Bu ay yeni eklenen (ya da geçen aydan unutulan) yapilabilenler listesi şöyle:

  • Ayağa kalkma, sıralama, emekleme konusunda uzmanlaştı. Hareketler çok seri. Henüz kötü bir düşme mevcut değil çok şükür. Kontrollü bir şekilde kendini yere bırakarak oturmayı çözdü. Arada kafasını bir yerlere çarpsa da çok çok acimadigi sürece ağlamıyor. Bu huyu umari değişmez zira çok hoşuma gidiyor 🙂
  • Ellerini bırakıp tay tay durma çalışmaları yapıyor. 1-2 adım attı bile. Ankara ziyaretinde kuzenlerini göre göre ben niye yurumuyorum kendi başıma dedi galiba ve ilk aşaması olan tay tay durmalara başladı.
  • “Abba” demeye başladı. Kuzeni Elif’e abba diye seslendi hep. Arada bana da diyor ama olsun 🙂
  • Bir diğer yeni kelime ise “mamma.” Bu ayın son günlerinde bir anda mamma mamma diye dolanmaya başladı. Elimde bir şey yediğimi görürü görmez mamma diyordu başlarda ama şimdi kafasına göre başka şeylere de mamma diyor 🙂
  • “mamma”dan sonra bir de “amma” demeye başladı ki onu da sadece bana diyor. Galiba anne yerine amma daha uygun bir kelime gibi görünüyor oğluma 🙂
  • Artık elinde kutu ve oyuncağı varken oyuncağı kutuya koy dediğimizde hoop oyuncak kutuya giriyor. En sevdiği de topu kutuya atmak. Hadi oğlum topu kutuya koy diyorum hoop top kutuda.
  • Topunu (ya da başka bir oyuncağı) bana getir deyince de pıtır pıtır emekleyip dediğim oyuncağı alıp bana getiriyor. Babasıyla ha bire top atıp yakalayıp getirmece oynadılar. Babasının hayali ise “hadi oğlum bakkala git ekmek al” dediğinde onu yapması 🙂 Bunun için çok zamanımız var tabi ki.
  • Çığlıklar geri döndü 😦 Bir şey istediğinde, bir şeyi yapmak istemediğinde, çok yorulduğunda, çok uykusu geldiğinde, birinin peşinden yetisemediginde vs. basıyor çığlığı. Öyle böyle de değil resmen kafamı şişirdi Ankara ziyaretimizde.
  • Salıncağı pek seviyor. Bazen hiç inesi gelmiyor, bazen de al beni diye kaldırıyor kollarını havaya. Lojmanimiza küçük de olsa bir oyun parkı yapıldı. Bu ay en çok orada vakit geçirdik. Salıncakta sallanmaca, kaydiragin merdivenine tirmanmaca, sonra kaydıraktan kontrollü bir şekilde kaydırmaca, Lara ile tahtravalliye binmece derken park çocuğu oldu iyice. Bunlara rağmen hala favorisi birilerinin pesindne yürümek ve koşmaya çalışmak.
  • Elimden tütün ben de yürüyeyim derdinde, tek elimizi bırakıyor ve kendi başına yürümeye çalışıyor. Tabi yeni olduğu için de sarhoş gibi yürüyor.
  • Hala anne düşkünü. Sabahları özellikle sürekli peşimde. İse giderken arkamızdan feci ağlıyor 😦 Gerçi 10 saniye sonra bakicisiyla oyuna dalıyor ama olsun bizi üzüyor 😦
  • 2. kez uçağa bindi. Kınalıada sutopu takımı elemanlarının kucağında dolaştı. Çok rahat bir yolculuktu ama sonlara doğru meşhur çığlıklarına başladı. İlla herkes kendisi ile ilgilensin istiyor küçük adam. Hele emniyet kemeri ile annesinin kucağına bağlanmayı hiç istemedi. Emzik almamasına rağmen sorun yaşamadık çok şükür.
  • Araba yolculuğunda biraz mızıldandı. Uzun bir yolculuk oldu. Ankara’dan İstanbul’a 7,5 saatte ancak geldik. Bunun yaklaşık 3 saati yolda duraklamalarla gecti. Tabi yolculuğu Kuzuluk aktarmalı yapmamızın da bunda etkisi var.
  • Kerem ve Elif’in oyunlarına salça olup ellerinden oyuncaklarını çekti.Görseniz sanki koca adam da kendinden 2-2,5 yaş büyük çocuklara kafa tutuyor. Oyuncağı alamadığı zaman da basıyor çığlığı. Elif de Kerem de dlei oldular Emre’nin çığlıklarına 🙂
  • Ankara’da hem gündüz hem gece uykularına yatırmak park yatakla çok rahat oldu. İlk gün ve gece uyku konusunda zorlanınca bir park yatak almak elzem oldu. İyi ki de almışız zira sayesinde çok rahat oldu uykuya geçişler. Hatta yeni taktiklerle artık evde de uykuya geçiş süreleri kısaldı.
  • 10. ayın son gününde üst kesici dişlerden biri patladı. Su an 3 dişli bir canavarimiz var. Alt dişler çıkarken hiç anlamamıştık ama üst dişler biraz uykusuz bıraktı bizi. Umarım gerisi kolay gelir.
  • Öpücük atmayı öğrendi. İlk öpücüğünü de Lara’nin annesi Celia’a attı. Bu aralar favori kişisi Celia. Onu görünce deli gibi seviniyor ve kucağına gitmeye çalışıyor 🙂
  • Bay bay yapmayı artık iyice öğrendi (önceden de bir ara yapmıştı ama sonrasında hemen bırakmıştı yapmayı) ve hemen arkasından Malatya’da çocuklara gösterildiği gibi bay bay yerine baş baş demeyi öğrendi. Hadi baş baş deyince hemen kafasına vurmaya başlıyor ve bu harekete bayılıyor.
  • Yemek bitince bitti diyoruz ve hemen ellerini bitti kalmadı şeklinde birbirine vuruyor 🙂
  • Alkış yapmayı öğrenmişti ancak biz dediğimizde inatla yapmıyordu. Bu ay inadı kırıldı ve biz dediğimizde de alkış yapmaya başladı.

Simdilik aklima gelenler bunlar.

Advertisements

Posted on July 16, 2012, in Bebegimiz Buyuyor. Bookmark the permalink. Leave a comment.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: