Monthly Archives: August 2012

11. Ay

Mama sandalyesine oturmak istemeyen, yemek yememek için ağlayan oğlan

Sitenin parkında sallanırken

AET’nin doğum gününe sadece 1 ay kaldı. Geçen sene Ramazan Bayramı vakti acaba bayramda mı doğacak yoksa bekleyecek mi diyerek geçmişti. AET ise beklemeyi tercih etmiş, üstüne beklenen günü de 4 gün geçirmişti. Hep diyorum oğlum çok rahattı karnımda ve hiç çıkmak istemedi; vücüdum “yeter artık seni sonsuza kadar taşıyamam” deyip attı dışarı 🙂 Resmen aşağı inmek bilmedi beyefendi. Son gün İkea’da gezerken bile karnım tepedeydi.

11 ay çok hızla geçti ve eminim şu son 1 ay da çok hızlı geçecek ve bir bakacağız minik oğlan 1 yaşında koca oğlan olmuş. Bu ay Ramazan dolayısıyla daha durgun geçti bizim açımızdan ama AET sağolsun Ramazan ile birlikte uyku düzenini alt üst ederek sık uyanmaya başladı. İşin kötüsü emmeden de uyumak istemedi. O zor günleri hala yaşıyoruz malesef. 10 ay boyunca güzel uyuyan bebek gitti yerine yepyeni bir bebek geldi sanki. Bugüne kadar gece gözlerini açıp da etrafa ilgiyle baktığı görülmüş şey değildi. Daha doğduğu gece 2’den 8’e kadar deliksiz uyuyan bir bebekti. Ama ne oldu neden oldu bilmiyorum ama (dişler ve anneye aşırı düşkünlük olabilir) huzurlu mutlu bebiş gitti yerine geceleri uyanınca zır zır ağlayan, emmeyince de sakinleşmeyen bir bebek geldi. Biliyorum ki bugünler geçici. Hala kendi başına kendi yatağında uykuya geçiyor. Eminim gece uyanmaları da eskisi gibi azalacak. Bu ara bol sabra ihtiyacım var sadece. Pek kalmadı da bu ara kendimi gaza getireyim diye buraya da yazıyorum.

Gelelim 11.ay’da neler yaşadığımıza:

  • Sanırım açık ara en önemli olay AET’nin sonunda cesaret edip kendi başına adımlar atmaya başlaması. Bu ayın başlarında ellerini bırakıp tay tay durma çalışmalarına bşlamıştı. Malum en büyük zevki yerden bir oyuncak alıp hemen en yakın koltuga tutunup kalkıp o şekilde oyuncakla oynamak. İşte işi ileriye götürüp hiç bir yere tutunmadan oynamaya başlamıştı. Yürümesi için cesaretlendiriyorduk ama pek gaza gelmiyordu. Ta ki geçen haftasonuna kadar. Elleri bıraktı, hoop 3-4 adımda karşıdaki koltuğa ulaştı. Hızını alamayıp oradan da pufa doğru 2-3 adım attı. Sevincini görmeliydiniz. Biz bir yandan aferin, bravo deyip alkışlıyoruz, o bir yandan ellerini deli gibi koltuğa vurup kahkahalar atıyordu. Başarının tadını alınca da bu denemeleri hızlandırdı. Henüz yürüyor diyemiyorum çünkü kısa mesafelerde deneme çalışmalarında kendisi. Henüz 4-5 adımı geçmedi yürüyüşleri. Sanırım yaşına girerken artık çok rahat yürüyor olacak.
  • Artık 4 dişli bir canavar. Geçen ayın son günü çıkan 3. dişin yanına 10 gün sonra 4.diş kuruldu. Üst dişlerin çıkması alt dişlerle kıyaslayınca pek zormuş. İlk 2 dişinin çıktığını hiç anlamamıştık bile ama bu 2 diş (ve daha gelecek olanlar) mahfetti çocuğumu.
  • Artık kendi adını söylüyor. Sitedeki çocuklar sürekli “Emme” diye seslendiği için kendisine artık o da “Emme” demeye başladı. Bakıcısı adın ne diye sorduğumda söylüyor dese de bana çok inandırıcı gelmiyor 🙂
  • Bakıcısının öğrettiklerini çok güzel yapıyor. Bunlardan bir tanesi “bıktım yap” deyince kıyafetini tutup silkmesiydi. Artık pek yapmıyor. Bir diğeri ise minik kavanozların kapağını doğru şekilde yerleştirip açıp kapatmaya çalışması. Kavanoz ve kapağı mama sandalyesine koyuyorum. Önce kapağı olması gerektiği gibi ters çeviriyor, eline alıyor ve hoop kavanozun üstüne koyup kapatmaya uğraşıyor.
  • Halkalı oyuncağının halkalarını iki eliyle tek tek yerleştiriyor.
  • İçiçe giren kovaları farklı sırayla da olsa üstüste koymaya çalışıyor. Yaptığımız kuleleri yıkıyor.
  • “Hadi parmaklarını say” deyince sağ elinin işaret parmağı ile sol elinin parmaklarına dokunuyor. Aynı hareketi 1,2,3 buçuk diye şarkı söylediğimizde ya da “sağ elimde 5 parmak” şarkısını söylediğimizde de yapıyor.
  • Şarkılarla birlikte tempo tutmaya, ellerini deli gibi o an neredeyse (mama sandalyesindeyse tepsisine, koltuğa tutunup kalkmışsa koltuğun minderine) oraya vurmaya başlıyor. Bir yandan da kahkahalarla eşlik ediyor.
  • Bu ay teyzesi ve kuzeni ziyarete geldiler. Kuzeni sürekli teyze dediği için AET de teyze demeyi öğrendi: “tesse, tesse” deyip durdu.
  • Bakıcısına artık “abba” diyor. Arkadaşı Mert kendi bakıcısına abla diyor ve bizim eleman da ondan kopya çekiyor.
  • Bu aralar çok güzel çiğnemeye başladı. Pütürlü yeme konusunda büyük bir adım attı yani. Ama hala kusmaya devam ediyor. Ya boğazına bir şey takılırsa ya da kazara 1 kaşık fazla yerse hoop her şeyi kusuyor. Tabi ki yemeğin ilk 3 kaşığında sesini çıkarmayıp 3 kaşıktan sonra sürekli kafasını çeviren, ancan dikkatini başka tarafa çekince ağzını açan bir oğlan olduğu için doyduğunu anlamak da zor oluyor. Acaba doyduğundan mı kafa çevriliyor yoksa sıkıldığından mı? Bunu anlamak pek zor 😦
  • Anneye düşkünlüğü iyice arttı. İşten geldikten sonra kucağımdan inmek istemiyor hiç, oyun oynamak için bile bıraksam ağlıyor. 10-15 dakika sonra yere inmeye ikna oluyor. Ama ben hep gözünün önünde olmalıyım.
  • Çok tatlı sarılıyor ve kafasını omzuma yaslıyor. “Sarılalım sarılalım” dediğimde o an ne yapıyorsa bırakıp, pıtır pıtır bana doğru emekleyip, kucağıma tırmanıp sarılıyor. Mesdolduğumu söylememe gerek var mı?
  • En sevdiği oyun arkama geçip yandan kafasını uzatıp bana bakıp gülümesemek. Bu da beni benden alıyor. Nasıl da biliyor kendini sevdirmeyi.
  • Özellikle oyun parkında istediğini yapmak için benimle inatlaşmaya başladı. Kucağıma aldığımda da mücadele ediyor yere inip istediğini yapmak için.

İyi ki nurturia’daki anı defteri olayı var. Yoksa bunların hiç birini hatırlayamazdım. 12. ay’da görüşmek üzere…

Advertisements