Monthly Archives: October 2012

12. Ay

(Onnot: Evet yaziyi eklemeyi unuttugumu simdi farkettim. 14 aylik olmadan 12.ay yazimizi yayinlasam iyi olacak )

Neredeyse 13 aylık olacak AET’m ama ben hala 12. ay yasızını yazamadım 😦 Daha fazla ertelersem hiç yazamayacağım diye korkuyorum. 12. ay yazısı ile aylık gelişim yazılarına da bir nokta koyuyoruz. Bakalım gelecek yazıları ne kadar sıklıkta yazabileceğim.

  • 12.ayın başlarında yaklaşık  11 ay 10 günlükken artık uzun mesafeleri (ki uzun mesafeden kasıt 10-12 adımlık mesafeler) yürümeye başladı. Tatile çıktığımız gün yani 30 Ağustos günü ise artık tam anlamıyla yürümeye başladı. Yaşını karşıladı derlermiş tam 1 yaşına girmeden önce yürüyenlere. Bizimki de yaşını karşılamış oldu. 8 aylıkken kendi başına ayağa kalkıp sıralayan birine göre geç kalmış bir şey olsa da ortalama yaşa göre daha erken yürümüş oldu (bence bu ortalamalar artık değişti ve Emro da diğer akranları gibi tam zamanında yürüdü). İlk yürümeye başladığı zamanlarda gözünü gitmek istediği yere dikip bir de kendine B planı yaparak oraya yetişemezse nereye tutunabiliri hesaplayıp o şekilde yürüyordu. Bu huyu tıpkı babası 🙂 İlla kafada B planları olacak 🙂
  • Kapaklı şeylerle oynamaya hala bayılıyor. Minik reçel kavanozunun kapağını açıp kapatabiliyor. Eline kapak verince, oyuncak kutusuna gidip büyün kapakları toplayıp getiriyor.
  • İlk kez Ramazan Bayramı vesilesiyle babasının köyüne gitti. Büyükdedenin evinin bahçesine babasının kucağında girdi ve yaklaşık 20 kişiyi karşısında buldu. Hemen gülümseyiverdi. Herkesin kalbini fethetti. Tabi ki varsa anneye yoksa babaya koala gibi yapışma modundan vazgeçmedi.
  • Bu ayın bence en önemli olayı ise Emroş’un “anne”demeye başlamış olması. İlk anne (daha çok anna diyordu başlarda) deyişini ise işteyken telefondan duydum (tarih: 15 Ağustos 2012 yani AET tam 11 ay 3 günlükken.) Yok canım dedim ama eve gidince yine anna diye bana koşunca emin oldum. Pek güzel bir duyguymuş.
  • Bir kez anne demeye başladı ya, artık her uyandığında bana “anna anne” diye seslenerek yanına çağırmaya başladı. Buraya kadar iyi ama geceleri ağladığında babası yanına gidince “anne” diye bağırarak ağlamaya ve ben gitmeden sakinleşmemeye başladı. Bu kısmı pek hoş olmadı tabi.
  • 30 Ağustos’ta 10 günlük bir tatile çıktık. Önce Balıkesir, Akhisar ve Manisa’ya uğradık. Babane, teyze ve annesinin arkadaşı Selma Teyzesini ziyaret etti Emroş. Genel olarak uslu olsa da aynı gün içinde 3 farklı mekan ve bir sürü yeni kişiyle tanışınca şaftı kaydı. İlk defa gece sakinleştiremediğim için yatak odasından çıkarıp salona getirdim. Bir şey olmamış gibi Begüm ile oynamaya başladı 🙂
  • 31 Ağustos itibariyle Kuşadası’na geçtik. Bir ara yazacağım ama ne zaman fırsat bulurum bilmiyorum. Çocuklular için şahane bir tatil yeriydi. Ancak bizim oğlan denizden nefret etti. İlk kez denize ve havuza ayak basti ve ciglik cigliga agladi. Korkuyu ogrendigi su donemden once gitmeliymisiz tatile. Bir de hatamız havuz yerine direkt denize götürmekti. Dalgalar korkuttu ve malesef ki havuzu da sevmedi. Yine de bir iki kere ayaklarını sokmayı başardık.
  •  Tatildeyken 3 Eylül günü 5.dişi patladı. Üst sol dişi patladı ve o tarihten beri de 6.dişini çıkarmak için uğraşıyor. Bugün itibariyle hala gelen giden yok 🙂

Nurturia’daki anı defterine kaydettiklerim bu kadar. Yazıyı geç yazınca hangi şeyi ne zaman yapmıştı hatırlamak pek zor.

Advertisements