Monthly Archives: February 2014

Hoşgeldin Ali Selim

Sürpriz! Ahmet Emre – nam-ı diğer AET-‘ye kardeş geldi: AST 🙂 İşte bu da doğum hikayesi:

Ali Selim’in doğum hikayesi – 29/01/2014

Ahmet’im Emre’m doğmadan önce bile illa en az iki çocuk sahibi olmak istiyorduk. Hem ben hem de eşim kardeşin kıymetini iyi bildiğimizden çocuğumuzu yalnız bırakmak istemiyorduk. Ahmet Emre çok şükür sakin bir çocuk. Bebekliği de öyleydi, 2 yaş halleri de. Ha sakin derken her şey süt liman demiyorum. Evde bağırış çağırış olmuyor mu? Elbette oluyor. Peki uykusuzluk? Onu hiç sormayın. 9.ayında uykuları sapıtan ve hala düzelmeyen bir oğlum var. Ben çok şikayet etmediğimden herkes her şeyim çok kolay zanneder. Neyse öyle zannetsinler bırakalım 🙂

Velhasıl uyksuzluğa ve yorgunluğa rağmen yaş farklarının az olmasını istediğimizden Ahmet Emre 20 aylıkken 2.bebişe artık gel dedik ve o da çok şükür bekletmeden geldi. Mayıs sonunda hamile olduğumu ve Ocak sonu itibariyle de minik yavrumuza kavuşacağımızı öğrendik. İlk doğum tecrübem tüm sancılara ve doğum sonrası 10 gün oturmama engel olan dikişlere rağmen yine de aklımda hep pozitif olarak kaldı. Zira üzerinden zaman geçince bana tek hatıra kalan karnımdan çıkar çıkmaz, daha göbeği bile kesilmeden hoop karnıma konan yavrumla ilk buluşmamız, ailece yaşadığımız heyecan ve doğum masasında ilk emzirme seansımızdı. Yine aynı doktor ile yola çıkmak istediğimi biliyordum. Bebişimiz 2 aylıkken doktorum beklenen doğum tarihimde yurtdışında tatilde olabileceğini söylemişti ama henüz kesin bir şey yoktu. 6 aylıkken ise bu ihtimal kesinleşti. 40.haftamız 29 Ocak’ta doluyor ve 30 Ocak da beklenen doğum tarihi olarak görünüyordu. Doktorum ise 26 Ocak sabahı yurtdışına çıkıyor ve 2 Şubat akşamı geri dönüyordu. Kısaca büyük ihtimalle doğumda olmayacaktı. Ama birlikte çalıştıkları diğer doktorun doğumuma gireceğini söyledi. Tabi ben durur muyum başladım sorulara “normal doğumu destekliyor mu?” Cevap: elbette, biz normal doğumcu bir grubuz. “Peki sancılar başlar da açılma olmazsa beni sezaryene alır mı?” Cevap: merak etmeyin, kendim kadar güvenirim. İşte beklediğim cevap. Ama yine de doktorun ismini aldım bir araştırma yapmak için. İşimiz bu J İnternette ufak bir arama ile beklediğim sonucu aldım: normal doğum destekçisi hatta kendi doktorumdan bile daha iyi bir normal doğum doktoru olduğu ile ilgili yorumları gördüm ve içim rahatladı.

İki numaralı oğlum da ilki gibi erken doğacakmış gibi yapıp son dakikayı bekleyenlerden çıktı. İkinci hamilelik ilk çocuğumun da küçük olup ilgiye ihtiyaç duyması ve gecede 3 kere uyanıp beni çağırması nedeniyle ilkine göre daha zor geçti ama yine de çok şükür her şey yolundaydı. Bu defa Braxton-Hicks’ler canıma okudu diyebilirim. İlkinden tecrübeliyiz ya bu kasılmaları umursamadık bile. Son haftayı girdiğimizde eşim ve oğlumla yalnızdık. Sürekli planlar yapıyorduk: gece doğum başlarsa Emre’yi ne yapacağız? Emre hayatta başkası ile kalamaz. Mecburen yanımızda götürürüz, eşim Emre ile ilgilenirken ben doğururum diyordum. Gündüz olursa? O zaman kreşten Emre’yi kim alacak? Emre’ye soruyoruz, cevap babam, babam yoksa annem. Annen yoksa? Sisi (Lara’nın annesi), Sisi yokca Alper Amca (Lara’nın babası). E oğlum onlar da Amerika’ya gidiyor. I ıh başka kimseyi istemem. Neyse çok şükür ki minik oğlum ablamın İstanbul’a gelmesini bekledi ve hatta anneannesini bile bekledi. Salı gecesi annem de gelince kadro tamamlanmıştı. 39+6 günlük olduğum Çarşamba sabahı doktorumun asistanı ile randevum vardı. Gece asistan doktor hanım ile oldukça komik mesajlaşmalarımız oldu. Ben biraz dert yandım, doktorum da yok bu da doğmuyor diye. O da beni rahatlattı. Gece yine klasik kasık ağrılarım vardı ama bu defa daha yoğundu sanki. Hayırdır inşallah deyip durdum. Sabah kahvaltı ederken bir şeyler hissettim ve doğru tuvalete gittim. Bingo: nişanım gelmeye başlamıştı. Sessizce çıktım kahvaltıya geri döndüm. 5dk sonra ben bugün doğurucam sanırım dedim. Eşim, annem, ablam dönüp baktı. Nişan gelmiş olabilir dedim. Herkeste gerginlikle karışık bir heyecan dalgası esti. Asistan doktorumuzu arayıp söyledim. Siz yine normal randevu saatinizde gelin dedi ki zaten o da 1 saat sonrasıydı. Normalde ablam ile birlikte otobüse atlayıp gidecektik ama her ihtimale karşı eşim toplantısını iptal etti ve onunla gittik. Ultrasonda her şey normal, bebeğin kilosunu 3416gr olarak ölçtü. Tamam iri bir bebek de değil. Sancıları sordu. Dedim henüz yok bence. Açılmaya bakayım ama çok ileri gitmiycem dedi. Baktı henüz rahim ağzı dönmemiş. Önümüzdeki 2-3 gün içinde olabilir dedi. Ben de yok yok bu gece doğacak sanki dedim ama o pek inanmadı. Hastane dönüşü hadi birer kahve içelim zira bundan sonra baş başa kahve içmeye zor çıkarız dedik. Kahvemizi içtik ve Zorlu Center’ın asansöründe son bir göbekli fotoğraf çekip eve geri döndük. İnstagram’a fotoğrafı koyduğumda onun son göbekli fotoğraf olacağını biliyordum.

Dönüşte eşim işine gitti, ben de biraz uyumak üzere odama gittim. 1,5 saat güzel bir uyku çektim ama hafiften de kasık ve bel ağrım var. Tamam dedim kesin geliyor bugün. Saat 14:00 civarıydı yataktan kalktım ve nişanımın hala hafif hafif geldiğini fark ettim. Derken saat 15:00 civarı sancılarda belirli bir düzen oluşmaya başladı. Aslında tam sancı da denmez zira 1 ila 10 arasında ancak 1 diyebilirim seviyesi için. Yine de düzenli olması doğuma işaret ediyordu. Saat 16:15 gibi sancıların seviyesinde artış oldu ufakatan ve eşimi arayıp sen her ihtimale karşı Emre’yi kreşten al gel dedim. Doktorum hep takside doğurabileceğimi söyleyip duruyordu ve ikinci bebekler daha çabuk doğar, doğum sancısı bu dediğiniz noktada hastaneye gelin demişti. Yoksa biz doğuma yetişemeyiz diye eklemişti. Eşim 17:00’da geldi ve beni acı çeker halde bulacağını düşünüyordu sanırım ki biraz hayal kırıklığına uğradı J 18:00 gibi hadi yemek yiyelim dedim çünkü sancıların şiddeti yavaş yavaş artıyordu ama yine de ancak 2-3 seviyesindeydi. Annem daha fazla beklemeyin halin giderek kötüleşiyor, trafikte kalırsanız iyi olmaz diyerek yolladı bizi. Trafikte kaldık ama yine azdı. Daha geç çıksak daha kötü olabilirdi. Arabada giderken sancılar biraz daha arttı ve oturduğum yerde sancı çekmek zordu ama dayanılırdı. 19:00’da hastanedeydik ama NST’nin bağlanması ve nöbetçi doktorum gelişi derken saatler 19:45’i gösterirken NST’de oldukça güçlü ve düzenli sancılar vardı ancak açılma henüz parmak ucu kadardı, 1cm bile olmamıştı. Biz bunu ilk doğumumda da yaşamıştık ama bu defa daha moral bozucuydu. Nöbetçi doktorun bizi eve gönderesi vardı ancak göndermedi. Biz de zaten göndereyim eve deseydi de gitmeyecek hastanenin kafesinde bekleyecektik. Dönüş trafiğine girmeye hiç niyetimiz yoktu. Eşim yatış işlemlerini yaparken ben de odaya çıktım. Saatler 20:00’ı gösteriyordu. Kanepede uzandım ama sancıların seviyesi artmaya başlamıştı. Odada gezinip duruyordum. Gelen hemşireye “güya 2.doğumlar çok hızlı oluyordu, bu nasıl iş anlamadım, bu sancıya rağmen açılma yok” diye dert yandım ve hemşireden “sizi 2 saat sonra doğumda görürüm” cevabını alınca sesli olarak güldüm.

Bu defa odada NST’ye bağlandım. Saatler 20:15. Bu aynı zamanda yatağa da bağlanmak demek. Sancıların seviyesi bir anda artmaya başladı. Eşim odaya geldiğinde bile yarım saat önceki halimle alakası yoktu o anki halimin. 20:45’te sancılar iyice artmıştı. Yatağın kenarından tutup sesimi çıkarmadan sancıları karşılayabiliyordum. Her sancı sonrası eşime bakıp seviyesini soruyordum. Bazı sancılar kasıklarıma bazıları da direkt belime vuruyordu ve belime vuranların seviyesi oldukça yüksek çıkıyordu. Ama 21:00’da yeter artık çıkarsınlar şu NST’yi yataktan kalkmam lazım dedim. Eşim hemşireyi çağırdı. 10dk daha bekleyin doktorunuz gelecek uyarısını umursamadım bile, hayır yataktan çıkıyorum yoksa dayanamıycam dedim. 21:05 itibariyle kimi zaman ayakta kimi zaman yerde dizlerimi yere koyup başımı da kanepeye yaslayarak sancıları karşılıyordum. Bu noktada artık inleme şeklinde sesim de çıkmaya başlamıştı. 21:10’da doktorum geldi ve halimi görünce sona geldiğimizi anladı. Kontrol için yine yatağa çıktım. Açılma 7cm. Ben içimden “oha 1,5 saat önce 1cm bile değildi” diye geçiriyorum. Arzu Hanım “1 saate kalmaz doğurursunuz bence epidural almayın” dedi. Ben de 1 saat ise dayanırım tabi dedim (hangi akla hizmet bilmiyorum ama iyi ki demişim). Hemşirelere dönüp doğumhaneyi hazırlayın dedi. O arada belime de masaj yapıyordu sağolsun. Ben sancı geldikçe bi dakka deyip duruyordum, doktorum belime masaj yapıyor ve bana şuraya tutunun daha kolay geçer deyip duruyordu. 10dk sonra hemşireler doğumhaneye doğru alalım sizi yürüyebilirsiniz değil mi diye sordular. Tabi canım (içimde nasıl bir cengaver varsa delikanlılığa laf ettirmemek için ne deseler tabi canım diyorum). Koridorda 2 sancı daha çekip doğumhanenin kapısına geldik. Odadan çıkmadan bana bir iğne yaptılar güya sancıları hafifletecekmiş. Yedim ben de J Doktorum doğumhanenin girişindeki yatağa geçebileceğimi söyledi ama ben yatak istemiyorum. Son bir kez tuvalete gitmek istedim. Tuvalete gittikten sonra artık itme hissi gelmişti. Saat 21:35. Doktora itmek istiyorum deyine doğum sandalyesine geçtik sancılar arasında. Doktorum bir baktı açılma tam. Hadi istediğin zaman it bebeğini dedi. Toplamda 4-5 itmeden sonra “tamam bak saçlarını görüyorum, bol saçlı bir bebek geliyor hadi biraz daha “ diyerek beni motive etmeye çalışıyordu. Sancı aralarında dinlenmemi tavsiye ediyorudu ama ben “cidden mi gördünüz saçlarını” diye inanmayarak soruyordum. Eşim de yanımda sürekli çok iyi gidiyorsun, evet başı çıkmak üzere, çok az kaldı deyip duruyordu. Ama ben u bebek çıkmayacak dediğimi hatırlıyorum. Halim de kalmamıştı ve o an ne olursa olsun yardım etmelerini istiyordum. Elif Hemşire karnımın üst kısmına bastırdı ben de tüm gücümle ittim zira artık çıkmalı bebek. Son bir gayret, ufak bir epizyoyu hissettim ve tüm gücümle ittim. Hooop içimden kayarak bir minik çıktı. Saat: 21:45. Doktorum karnımın alt kısmına koydu bebeğimi. Hemen tuttum baktım. Koyu renkli bir bebiş J İlk söylediğim cümle: çok şükür Allah’ım çok şükür. Sonra da neden ağlamıyor diye sordum. Merak etme gayet sağlıklı deyip hop aldılar hemen. İlki gibi göğsüme yatırıp emzirmek istiyordum aslında ama bunu söylemeye halim bile kalmamıştı. Eşim de bebeğin yanına gitti yine. Çocuk doktoru eşime “aman siz bir sandalyeye oturun, bayılırsınız falan başımıza iş açarız” diyor, cengaver baba ise “yok niye bayılayım ilk oğlumda da bakmıştım” diye oturma teklifini geri çeviriyordu. Bu arada Arzu Hanım da dikişe başladı. O arada kahkahalarla sohbet ettik. Elif Hemşire’ye çok teşekkür ettim. İsmini bilmediğim bir hastabakıcı hanımdan su istedim. Getirdi sağolsun. Kana kana su içtim. “Herman Bey yetişemedi bak doğuma” dedim, “iyi ki vakitli gelmişsiniz yoksa ben de yetişemezdim” dedi Arzu Hanım.  Bana kalsa evde 1 saat daha beklerdim ve Herman Bey’in dediği gibi doktorum yetişemezdi. Çok şükür ki yetişti ve gayet pozitif bir doğum oldu.

Bu defa dikişlerim az olduğu için doğum sonrası çok daha rahattı. Tabi bir de ilkinden tecrübeli olduğumdan beklentilerim oldukça düşüktü.  Odama geldikten sonra koridorda bir ses duydum. Aaa bu Esma’nın sesi değil mi? Ve Karşımda Esma. Kurstan çıkışta doğum haberini eşim yazmış arkadaşlarıma zira sıkı sıkı tembihlemiştim doğum olunca whatsapp’dan yaz hemen diye çünkü fiziken uzakta olsalar da doğum sürecinin tam içindeydiler. Gün boyu yazışmış ve en son 7cm diye yazmıştım onlara. Bebeğimi de getirdiler ve hop emmeye başladı (tabi zorla verdik başta ama tutunca bırakmadı). O emerken ben çok aç olduğumu hissettim. Hemşire Hanım gestasyonel diyabetli olduğum için şekerimi ölçtü: 250!! Hiç bu kadar yükselmemişti. Dedim açım ve çok güç sarfettim onsan, siz bana yemek getirin J Eşim annemi almaya gitmişti çünkü Emre gece uyandığında anne ya da babasını isteyeceği için annemle eşim yer değişikliği yaptılar. Gelen yemeği Esma’cığım elleriyle yedirdi. Allah bin kere razı olsun.  Sanki Allah gökten bir melek gönderdi J İçtiğim en soğuk ve tatsız çorba olmasına rağmen çok lezzetli geldi J Yarım saat sonra da annem geldi. Esma ile vedalaştık ve geceyi annem ve oğlumla geçirdim. Tüm gece kucağımda durmak istedi. Yatağına koydukça ağlıyordu. Ben de dayanamadım zaten koynumda uyuttum. Ben uyuyamadım tabi o ayrı J Sabah da eşim ablamı ve Emre’yi getirdi hastaneye. Emre kardeşinin hediye getirdiği scooter’ı ile hastaneyi turladı durdu. İlk karşılaşmaları ise çok güzeldi. Önce Esma’nın önerisi ile kıskançlığı azaltır diye batıl bir inanç da olsa Ali Selim’in sağ topuğunu gösterdik (evet doktoram var, akademisyenim ama inanmasam da ne çıkar canım diyebilirim). Sonra yüzünü gördü ve hemen bir öpücük kondurdu. Sonra kanepeye oturdu ve kucağına verdik. Nasıl mutlu oldu anlatamam. Benim için de her şeye, her zorluğa değen bir kareydi. Allah isteyen herkese nasibetsin bu mutluluğu.