Category Archives: Bebegimiz Buyuyor

12. Ay

(Onnot: Evet yaziyi eklemeyi unuttugumu simdi farkettim. 14 aylik olmadan 12.ay yazimizi yayinlasam iyi olacak )

Neredeyse 13 aylık olacak AET’m ama ben hala 12. ay yasızını yazamadım 😦 Daha fazla ertelersem hiç yazamayacağım diye korkuyorum. 12. ay yazısı ile aylık gelişim yazılarına da bir nokta koyuyoruz. Bakalım gelecek yazıları ne kadar sıklıkta yazabileceğim.

  • 12.ayın başlarında yaklaşık  11 ay 10 günlükken artık uzun mesafeleri (ki uzun mesafeden kasıt 10-12 adımlık mesafeler) yürümeye başladı. Tatile çıktığımız gün yani 30 Ağustos günü ise artık tam anlamıyla yürümeye başladı. Yaşını karşıladı derlermiş tam 1 yaşına girmeden önce yürüyenlere. Bizimki de yaşını karşılamış oldu. 8 aylıkken kendi başına ayağa kalkıp sıralayan birine göre geç kalmış bir şey olsa da ortalama yaşa göre daha erken yürümüş oldu (bence bu ortalamalar artık değişti ve Emro da diğer akranları gibi tam zamanında yürüdü). İlk yürümeye başladığı zamanlarda gözünü gitmek istediği yere dikip bir de kendine B planı yaparak oraya yetişemezse nereye tutunabiliri hesaplayıp o şekilde yürüyordu. Bu huyu tıpkı babası 🙂 İlla kafada B planları olacak 🙂
  • Kapaklı şeylerle oynamaya hala bayılıyor. Minik reçel kavanozunun kapağını açıp kapatabiliyor. Eline kapak verince, oyuncak kutusuna gidip büyün kapakları toplayıp getiriyor.
  • İlk kez Ramazan Bayramı vesilesiyle babasının köyüne gitti. Büyükdedenin evinin bahçesine babasının kucağında girdi ve yaklaşık 20 kişiyi karşısında buldu. Hemen gülümseyiverdi. Herkesin kalbini fethetti. Tabi ki varsa anneye yoksa babaya koala gibi yapışma modundan vazgeçmedi.
  • Bu ayın bence en önemli olayı ise Emroş’un “anne”demeye başlamış olması. İlk anne (daha çok anna diyordu başlarda) deyişini ise işteyken telefondan duydum (tarih: 15 Ağustos 2012 yani AET tam 11 ay 3 günlükken.) Yok canım dedim ama eve gidince yine anna diye bana koşunca emin oldum. Pek güzel bir duyguymuş.
  • Bir kez anne demeye başladı ya, artık her uyandığında bana “anna anne” diye seslenerek yanına çağırmaya başladı. Buraya kadar iyi ama geceleri ağladığında babası yanına gidince “anne” diye bağırarak ağlamaya ve ben gitmeden sakinleşmemeye başladı. Bu kısmı pek hoş olmadı tabi.
  • 30 Ağustos’ta 10 günlük bir tatile çıktık. Önce Balıkesir, Akhisar ve Manisa’ya uğradık. Babane, teyze ve annesinin arkadaşı Selma Teyzesini ziyaret etti Emroş. Genel olarak uslu olsa da aynı gün içinde 3 farklı mekan ve bir sürü yeni kişiyle tanışınca şaftı kaydı. İlk defa gece sakinleştiremediğim için yatak odasından çıkarıp salona getirdim. Bir şey olmamış gibi Begüm ile oynamaya başladı 🙂
  • 31 Ağustos itibariyle Kuşadası’na geçtik. Bir ara yazacağım ama ne zaman fırsat bulurum bilmiyorum. Çocuklular için şahane bir tatil yeriydi. Ancak bizim oğlan denizden nefret etti. İlk kez denize ve havuza ayak basti ve ciglik cigliga agladi. Korkuyu ogrendigi su donemden once gitmeliymisiz tatile. Bir de hatamız havuz yerine direkt denize götürmekti. Dalgalar korkuttu ve malesef ki havuzu da sevmedi. Yine de bir iki kere ayaklarını sokmayı başardık.
  •  Tatildeyken 3 Eylül günü 5.dişi patladı. Üst sol dişi patladı ve o tarihten beri de 6.dişini çıkarmak için uğraşıyor. Bugün itibariyle hala gelen giden yok 🙂

Nurturia’daki anı defterine kaydettiklerim bu kadar. Yazıyı geç yazınca hangi şeyi ne zaman yapmıştı hatırlamak pek zor.

11. Ay

Mama sandalyesine oturmak istemeyen, yemek yememek için ağlayan oğlan

Sitenin parkında sallanırken

AET’nin doğum gününe sadece 1 ay kaldı. Geçen sene Ramazan Bayramı vakti acaba bayramda mı doğacak yoksa bekleyecek mi diyerek geçmişti. AET ise beklemeyi tercih etmiş, üstüne beklenen günü de 4 gün geçirmişti. Hep diyorum oğlum çok rahattı karnımda ve hiç çıkmak istemedi; vücüdum “yeter artık seni sonsuza kadar taşıyamam” deyip attı dışarı 🙂 Resmen aşağı inmek bilmedi beyefendi. Son gün İkea’da gezerken bile karnım tepedeydi.

11 ay çok hızla geçti ve eminim şu son 1 ay da çok hızlı geçecek ve bir bakacağız minik oğlan 1 yaşında koca oğlan olmuş. Bu ay Ramazan dolayısıyla daha durgun geçti bizim açımızdan ama AET sağolsun Ramazan ile birlikte uyku düzenini alt üst ederek sık uyanmaya başladı. İşin kötüsü emmeden de uyumak istemedi. O zor günleri hala yaşıyoruz malesef. 10 ay boyunca güzel uyuyan bebek gitti yerine yepyeni bir bebek geldi sanki. Bugüne kadar gece gözlerini açıp da etrafa ilgiyle baktığı görülmüş şey değildi. Daha doğduğu gece 2’den 8’e kadar deliksiz uyuyan bir bebekti. Ama ne oldu neden oldu bilmiyorum ama (dişler ve anneye aşırı düşkünlük olabilir) huzurlu mutlu bebiş gitti yerine geceleri uyanınca zır zır ağlayan, emmeyince de sakinleşmeyen bir bebek geldi. Biliyorum ki bugünler geçici. Hala kendi başına kendi yatağında uykuya geçiyor. Eminim gece uyanmaları da eskisi gibi azalacak. Bu ara bol sabra ihtiyacım var sadece. Pek kalmadı da bu ara kendimi gaza getireyim diye buraya da yazıyorum.

Gelelim 11.ay’da neler yaşadığımıza:

  • Sanırım açık ara en önemli olay AET’nin sonunda cesaret edip kendi başına adımlar atmaya başlaması. Bu ayın başlarında ellerini bırakıp tay tay durma çalışmalarına bşlamıştı. Malum en büyük zevki yerden bir oyuncak alıp hemen en yakın koltuga tutunup kalkıp o şekilde oyuncakla oynamak. İşte işi ileriye götürüp hiç bir yere tutunmadan oynamaya başlamıştı. Yürümesi için cesaretlendiriyorduk ama pek gaza gelmiyordu. Ta ki geçen haftasonuna kadar. Elleri bıraktı, hoop 3-4 adımda karşıdaki koltuğa ulaştı. Hızını alamayıp oradan da pufa doğru 2-3 adım attı. Sevincini görmeliydiniz. Biz bir yandan aferin, bravo deyip alkışlıyoruz, o bir yandan ellerini deli gibi koltuğa vurup kahkahalar atıyordu. Başarının tadını alınca da bu denemeleri hızlandırdı. Henüz yürüyor diyemiyorum çünkü kısa mesafelerde deneme çalışmalarında kendisi. Henüz 4-5 adımı geçmedi yürüyüşleri. Sanırım yaşına girerken artık çok rahat yürüyor olacak.
  • Artık 4 dişli bir canavar. Geçen ayın son günü çıkan 3. dişin yanına 10 gün sonra 4.diş kuruldu. Üst dişlerin çıkması alt dişlerle kıyaslayınca pek zormuş. İlk 2 dişinin çıktığını hiç anlamamıştık bile ama bu 2 diş (ve daha gelecek olanlar) mahfetti çocuğumu.
  • Artık kendi adını söylüyor. Sitedeki çocuklar sürekli “Emme” diye seslendiği için kendisine artık o da “Emme” demeye başladı. Bakıcısı adın ne diye sorduğumda söylüyor dese de bana çok inandırıcı gelmiyor 🙂
  • Bakıcısının öğrettiklerini çok güzel yapıyor. Bunlardan bir tanesi “bıktım yap” deyince kıyafetini tutup silkmesiydi. Artık pek yapmıyor. Bir diğeri ise minik kavanozların kapağını doğru şekilde yerleştirip açıp kapatmaya çalışması. Kavanoz ve kapağı mama sandalyesine koyuyorum. Önce kapağı olması gerektiği gibi ters çeviriyor, eline alıyor ve hoop kavanozun üstüne koyup kapatmaya uğraşıyor.
  • Halkalı oyuncağının halkalarını iki eliyle tek tek yerleştiriyor.
  • İçiçe giren kovaları farklı sırayla da olsa üstüste koymaya çalışıyor. Yaptığımız kuleleri yıkıyor.
  • “Hadi parmaklarını say” deyince sağ elinin işaret parmağı ile sol elinin parmaklarına dokunuyor. Aynı hareketi 1,2,3 buçuk diye şarkı söylediğimizde ya da “sağ elimde 5 parmak” şarkısını söylediğimizde de yapıyor.
  • Şarkılarla birlikte tempo tutmaya, ellerini deli gibi o an neredeyse (mama sandalyesindeyse tepsisine, koltuğa tutunup kalkmışsa koltuğun minderine) oraya vurmaya başlıyor. Bir yandan da kahkahalarla eşlik ediyor.
  • Bu ay teyzesi ve kuzeni ziyarete geldiler. Kuzeni sürekli teyze dediği için AET de teyze demeyi öğrendi: “tesse, tesse” deyip durdu.
  • Bakıcısına artık “abba” diyor. Arkadaşı Mert kendi bakıcısına abla diyor ve bizim eleman da ondan kopya çekiyor.
  • Bu aralar çok güzel çiğnemeye başladı. Pütürlü yeme konusunda büyük bir adım attı yani. Ama hala kusmaya devam ediyor. Ya boğazına bir şey takılırsa ya da kazara 1 kaşık fazla yerse hoop her şeyi kusuyor. Tabi ki yemeğin ilk 3 kaşığında sesini çıkarmayıp 3 kaşıktan sonra sürekli kafasını çeviren, ancan dikkatini başka tarafa çekince ağzını açan bir oğlan olduğu için doyduğunu anlamak da zor oluyor. Acaba doyduğundan mı kafa çevriliyor yoksa sıkıldığından mı? Bunu anlamak pek zor 😦
  • Anneye düşkünlüğü iyice arttı. İşten geldikten sonra kucağımdan inmek istemiyor hiç, oyun oynamak için bile bıraksam ağlıyor. 10-15 dakika sonra yere inmeye ikna oluyor. Ama ben hep gözünün önünde olmalıyım.
  • Çok tatlı sarılıyor ve kafasını omzuma yaslıyor. “Sarılalım sarılalım” dediğimde o an ne yapıyorsa bırakıp, pıtır pıtır bana doğru emekleyip, kucağıma tırmanıp sarılıyor. Mesdolduğumu söylememe gerek var mı?
  • En sevdiği oyun arkama geçip yandan kafasını uzatıp bana bakıp gülümesemek. Bu da beni benden alıyor. Nasıl da biliyor kendini sevdirmeyi.
  • Özellikle oyun parkında istediğini yapmak için benimle inatlaşmaya başladı. Kucağıma aldığımda da mücadele ediyor yere inip istediğini yapmak için.

İyi ki nurturia’daki anı defteri olayı var. Yoksa bunların hiç birini hatırlayamazdım. 12. ay’da görüşmek üzere…

10. Ay

Bugün (12 Temmuz) itibariyle AET dünyamızdaki 10. ayını dolurdu. 10 aylık bir bebeğim olduğuna hala inanamıyorum desem abartmış olmam sanırım. Günler süper hızlı geçiyor hala. Kimi zaman enerjik kimi zaman yorgun, kimi zaman uykulu kimi zaman uykusuz derken 10 koca ayı geride bıraktık. Bebeğim diyorum ama aslında AET resmen bir çocuk artık. Bebek hareketlerinden eser kalmadı neredeyse. Bize kafa tutyor eleman yahu, daha ne olsun değil mi?

Bu ay yeni eklenen (ya da geçen aydan unutulan) yapilabilenler listesi şöyle:

  • Ayağa kalkma, sıralama, emekleme konusunda uzmanlaştı. Hareketler çok seri. Henüz kötü bir düşme mevcut değil çok şükür. Kontrollü bir şekilde kendini yere bırakarak oturmayı çözdü. Arada kafasını bir yerlere çarpsa da çok çok acimadigi sürece ağlamıyor. Bu huyu umari değişmez zira çok hoşuma gidiyor 🙂
  • Ellerini bırakıp tay tay durma çalışmaları yapıyor. 1-2 adım attı bile. Ankara ziyaretinde kuzenlerini göre göre ben niye yurumuyorum kendi başıma dedi galiba ve ilk aşaması olan tay tay durmalara başladı.
  • “Abba” demeye başladı. Kuzeni Elif’e abba diye seslendi hep. Arada bana da diyor ama olsun 🙂
  • Bir diğer yeni kelime ise “mamma.” Bu ayın son günlerinde bir anda mamma mamma diye dolanmaya başladı. Elimde bir şey yediğimi görürü görmez mamma diyordu başlarda ama şimdi kafasına göre başka şeylere de mamma diyor 🙂
  • “mamma”dan sonra bir de “amma” demeye başladı ki onu da sadece bana diyor. Galiba anne yerine amma daha uygun bir kelime gibi görünüyor oğluma 🙂
  • Artık elinde kutu ve oyuncağı varken oyuncağı kutuya koy dediğimizde hoop oyuncak kutuya giriyor. En sevdiği de topu kutuya atmak. Hadi oğlum topu kutuya koy diyorum hoop top kutuda.
  • Topunu (ya da başka bir oyuncağı) bana getir deyince de pıtır pıtır emekleyip dediğim oyuncağı alıp bana getiriyor. Babasıyla ha bire top atıp yakalayıp getirmece oynadılar. Babasının hayali ise “hadi oğlum bakkala git ekmek al” dediğinde onu yapması 🙂 Bunun için çok zamanımız var tabi ki.
  • Çığlıklar geri döndü 😦 Bir şey istediğinde, bir şeyi yapmak istemediğinde, çok yorulduğunda, çok uykusu geldiğinde, birinin peşinden yetisemediginde vs. basıyor çığlığı. Öyle böyle de değil resmen kafamı şişirdi Ankara ziyaretimizde.
  • Salıncağı pek seviyor. Bazen hiç inesi gelmiyor, bazen de al beni diye kaldırıyor kollarını havaya. Lojmanimiza küçük de olsa bir oyun parkı yapıldı. Bu ay en çok orada vakit geçirdik. Salıncakta sallanmaca, kaydiragin merdivenine tirmanmaca, sonra kaydıraktan kontrollü bir şekilde kaydırmaca, Lara ile tahtravalliye binmece derken park çocuğu oldu iyice. Bunlara rağmen hala favorisi birilerinin pesindne yürümek ve koşmaya çalışmak.
  • Elimden tütün ben de yürüyeyim derdinde, tek elimizi bırakıyor ve kendi başına yürümeye çalışıyor. Tabi yeni olduğu için de sarhoş gibi yürüyor.
  • Hala anne düşkünü. Sabahları özellikle sürekli peşimde. İse giderken arkamızdan feci ağlıyor 😦 Gerçi 10 saniye sonra bakicisiyla oyuna dalıyor ama olsun bizi üzüyor 😦
  • 2. kez uçağa bindi. Kınalıada sutopu takımı elemanlarının kucağında dolaştı. Çok rahat bir yolculuktu ama sonlara doğru meşhur çığlıklarına başladı. İlla herkes kendisi ile ilgilensin istiyor küçük adam. Hele emniyet kemeri ile annesinin kucağına bağlanmayı hiç istemedi. Emzik almamasına rağmen sorun yaşamadık çok şükür.
  • Araba yolculuğunda biraz mızıldandı. Uzun bir yolculuk oldu. Ankara’dan İstanbul’a 7,5 saatte ancak geldik. Bunun yaklaşık 3 saati yolda duraklamalarla gecti. Tabi yolculuğu Kuzuluk aktarmalı yapmamızın da bunda etkisi var.
  • Kerem ve Elif’in oyunlarına salça olup ellerinden oyuncaklarını çekti.Görseniz sanki koca adam da kendinden 2-2,5 yaş büyük çocuklara kafa tutuyor. Oyuncağı alamadığı zaman da basıyor çığlığı. Elif de Kerem de dlei oldular Emre’nin çığlıklarına 🙂
  • Ankara’da hem gündüz hem gece uykularına yatırmak park yatakla çok rahat oldu. İlk gün ve gece uyku konusunda zorlanınca bir park yatak almak elzem oldu. İyi ki de almışız zira sayesinde çok rahat oldu uykuya geçişler. Hatta yeni taktiklerle artık evde de uykuya geçiş süreleri kısaldı.
  • 10. ayın son gününde üst kesici dişlerden biri patladı. Su an 3 dişli bir canavarimiz var. Alt dişler çıkarken hiç anlamamıştık ama üst dişler biraz uykusuz bıraktı bizi. Umarım gerisi kolay gelir.
  • Öpücük atmayı öğrendi. İlk öpücüğünü de Lara’nin annesi Celia’a attı. Bu aralar favori kişisi Celia. Onu görünce deli gibi seviniyor ve kucağına gitmeye çalışıyor 🙂
  • Bay bay yapmayı artık iyice öğrendi (önceden de bir ara yapmıştı ama sonrasında hemen bırakmıştı yapmayı) ve hemen arkasından Malatya’da çocuklara gösterildiği gibi bay bay yerine baş baş demeyi öğrendi. Hadi baş baş deyince hemen kafasına vurmaya başlıyor ve bu harekete bayılıyor.
  • Yemek bitince bitti diyoruz ve hemen ellerini bitti kalmadı şeklinde birbirine vuruyor 🙂
  • Alkış yapmayı öğrenmişti ancak biz dediğimizde inatla yapmıyordu. Bu ay inadı kırıldı ve biz dediğimizde de alkış yapmaya başladı.

Simdilik aklima gelenler bunlar.

9. Ay

Önnot: Fotoğraf eklenecek 🙂

AET 9 ay 13 günlük oldu ve ben nihayet 9. ay yazımızı paylaşıyorum 🙂

9. ay bir çok açıdan yine ilklerin yaşandığı bir ay oldu bizim için zira Emroş tam 8 gün anne ve babasından ayrı kaldı. 18 Mayıs sabahı 3:30 civarında yola çıkıp ABD’ye bir konferans için gittik ve 26 Mayıs akşamı 21:30 civarında dündük. Tabi ki Emroş uyuyordu ama gece 1 civarı uyandı süt için. Bu defa anneanne ve biberon gitmiş anne ve meme gelmişti 🙂 Başta çok farkında olmadan memeye yumuldu, karnını doyurdu. Sonra ben öptüm kokladım oğlumu. O da gözleirni cin gibi açıp kocaman bir gülümseme yerleştirdi suratına. Ben öpüp duruyor o da sırıtıyordu 🙂 Çok uzatmadım zira uykusunu temelli açmak istemedim. Yatağına koyunca poposunu dönüp uykuya geri döndü. Sabah ise buluşmamız daha güzeldi. Kapıda beni görünce deli gibi sevindi. Kucağımda tepinip durdu. Hemen yatağımıza getirdim. Bir babasına bir bana baktı. Bana doyunca da babasına gidip onunla koklaştılar. Nasıl mutluydu anlatamam. Korktuğumuz, yani küsüp bize trip atması, başımıza gelmedi çok şükür. Sadece daha çok anneci bir bebek olup çıktı ki o da sanırım 9. ayın genel özelliğiymiş.

Emroş biz yokken kendini aştı ve konuşmaya ve ayağa kalkıp sıralamaya başladı. İnanılır gibi değil ama 1 hafta da çok resmen “level” atladı. Bakalım bu ay neler yaşanmış:

  • 8 aylık olduğu günden itibaren ek gıda menüsüne kahvaltı da eklendi. Tuzu çıkarılmış beyaz peynir, yumurta sarısı, tam buğday unlu ekmek, tereyağı ve anne sütünden oluşan bir menüsü var.
  • Meyve de yemeye başladı. İlk seferler talihsizdi zira tatlı şey verince kusan bir oğlum vardı ama çok şükür artık yavaş yavaş alıştı tadına.
  • Oğlum annesiyle birlikte canlı yayına çıktı 🙂 Gülben Ergen’in Trt1’de yayınlanan programına ASSOB’u tanıtmak üzere sevgili Derya, Yıldız Abla ve süt kızım Elif ile anne sütü ihtiyacı olan Nevin Anne ve doğmamış bebeğine anne sütü vermek isteyen 2 güzel süt anne Özlem ve Esra anneler ile minik Kerem vardı programda. Biz gayet eğlendik ve de ASSOB’un tanıtımı açısından çok sevindik. Sonrasında üzücü ve sinir bozucu şeyler olsa da faydalı oldu diye düşünüyorum.
  • Yattığı yerden oturu pozisyona geçme konusunda bu ay profesyonelleşti. Artık çok seri 🙂
  • 20 Mayıs Pazar günü yanı tam 8 ay 8 günlükken yatağının kenarına tutunarak ayağa kalktı.  Bir kaç gün içindeyse sıralamaya başladı.
  • 22 Mayıs Salı günü (8 ay 10 günlük iken) ilk anlamlı kelimesini anlamını bilerek söyledi: dedde 🙂 Hani oğlum dede diye sorunca, dedesine dönüp bakarak “dedde” diyordu
  • 2. anlamlı kelimesi ise “atta” oldu. Yani dışarı çıkmak 🙂 “Dede nerde oğlum?” diye sorunca dedesine dönüp kollarını kaldırarak “dedde atta atta” diye dedesinden kendisini dışarı çıkarmasını istedi. Dedesi gidene kadar bu şekildeydi ama ne zamanki dedesi gitti, artık “dedde” kelimesi söylenmez oldu. Baktı ne dede var ne de attaya gitmek, sustu oğluşum.
  • Diğer kelimeleri ise “kaka” ve “Lara” oldu. Pnları da artık söylemese de bir hafta boyunca tekrarladı.
  • Şimdilerde ise favorisi “babba”. Hani oğlum baba? deyince hemen babasına dönüp “babba” diyor. Sabahları aynadan yatakta uyuyan babasını görünce hemen “babba” demeye başlıyor. Babası tabi ki pek mesut 🙂
  • Amerika’dan döndükten 3 gün sonra feci hasta oldu. 38,5 civarı ates, burun akıntısı ve halsizlik vardı ama hala yaramazlık peşindeydi. 5 günde zorla geçti hastalığı yavrumun.
  • Bu ay yine ilk defa 3 gece annesiyle yalnızdı. Babası iş gezisi için Hollanda’ya gidince annesi bu defa babaneye haber vermedi. Yalnıs kalmak çok daha iyiymiş onu görmüş olduk. Üstelik yalnızken bir gece feci kustu ama olsun yalnız olduğumda daha iyi idare ediyorum. Deli miyim neyim bilmiyorum ama yardım etmeye çalışırken insanların beni daha çok boğduğunu farkettim.
  • Ayağa kalkıp sıralama konusunda uzmanlaştıktan sonra emeklemeye başladı. Ters oğlum benim 🙂 Çok tatlı emekliyor ama tabi ki tutunacak yer varsa önceliği hep ayağa kalkıp yürümekten yana.
  • Elinden tutup bütün evi ve bahçeyi turluyoruz artık. Yürümesi yakın diyor herkes. Hem seviniyor hem korkuyorum 🙂

9 ayın geçtiğine hala inanamıyorum. Vay be 🙂

8. Ay

Arada yazmaya söz vermiş olsam da yine işlerin yoğunluğundan fırsat bulamadım. Daha fazla geciktirmeden 8.ayda AET ile neler yaptık yazayım. Bu ay yine bizim için ilklerin yaşandığı bir ay oldu.

  • AET ilk dişini 8 aylık olmaya 1 hafta kala çıkardı. Alt ön dişlerden sol diş ilk görünen oldu. 6 gün sonra ise hemen yanındaki diş patladı. 2-3 gün içinde her iki diş de aynı seviyeye geldi. Bu ara hızla büyümeye devam ediyorlar. Çok şükür ki sıkıntılı bir süreç değildi ilk dişlerin gelişi. Darısı yeni geleceklerin başına.
  • Bu ayın başında doktor kontrolünden sonra annesinin okulunu ziyaret etti. Herkese gülücük dağıttı ve ortamda ben olmadan da gayet eğlendi.
  • Arabada annesiyle tek başına yolculuk yaptı ve hiç sorun çıkarmadı. Yaklaşık 2 aylık olduğundan beri arabada ön koltukta oturuyorum ki yanında kimse olmadan da, yani ben araba kullanırken, yolculuklarda sorun çıkarmasın. Bunun ne kadar iyi bir şey olduğunu da tecrübe etmiş oldum.
  • İlk kez hasta oldu. Ateşi 39 dereceye kadar çıktı ama şükür ki 2 gece 3 gün süren ateş geride iz bırakmadan terk etti. İlk defa gece uyumayan bebeğin ne kadar zor ir şey olduğunu da anlamış oldum. Zira kucağımdan yatağına bırakınca çığlığı basan bir oğlan vardı ve benim tanıdığım bebeğim değildi. Meğer ateş yüzünden çok rahatsızmış ve sakinleşmek için de beni istiyormuş. Bunu anlayana kadar ne kadar zorlandığımı ve dellendiğimi tahmin edersiniz.
  • Anne ve babasının arkasından dudak büküp ağlamaya başladı. Hala bazı sabahlar ağlıyor arkamızdan ama bazı sabahlar hiç sallamıyor. Ağlamasındanda sallamamasını tercih ederim zira bizim için de arakda ağlayan bir minik bırakmak kolay olmuyor.
  • İlk hecelerini söylemeye başladı. Daha önceden de aslında rararara şeklinde bir şeyler söylemiş sonra da bu hecelerin yerini çığlıklar almıştı. Bu ay ise üstüste artık hecelerle konuşma çalışmalarını hızlandırdı. “avvavvavaavva” şeklinde başlayan konuşma çalışmaları hızla “bababababa”ya doğru ilerledi.
  • Artık uzun süreler desteksiz oturabiliyor. Dahası yatar pozisyondan takla atar pozzisyona gelip oradan poposunu hoop diye yere koyup oturur pozisyona geçebiliyor. Dolayısıyla uyusun diye yatağına bıraktığımızda bir süre sonra cıvıltılarına gidiyoruz ki oturmuş kendi kendine oynuyor. Bu durum sadece annesi uyuturken oluyor nedense. Bakıcısı ya da anneannesi varsa koloyca kendi kendine uyuyor ama annesi varsa uyumak istemiyor pek. Neyse ki gece uykularına geçiş hala düzenli.
  • Bu ay ilk defa gece uykusundan kahkahalarla uyandı gecenin bir yarısı. Ödümü patlattı diyebilirim. Başta ağlıyor zannederek odasına gittim. Kucağıma aldığımda gözler fal taşı gibi açık kıkır kıkır gülen bir oğlan vardı. 5 dakika kadar ara ara kahkahalarına devam etti ama sonra kendine geldi. Neyse ki yatağına tekrar bırakıp çıktıktan 15 dakika sonra kendi kendine uyudu.
  • Artık pütürlü yemeye başladı. Hala kusacakmış gibi davransa da bu konuda oldukça ilerledi.
  • En sevdiği şey poposunu havaya dikip takla atma pozisyonuna (fotoğraftan görüldüğü gibi) geçmek. Sanırım ayağa kalkmaya çalışıyor ama kısmetine oturmak düşüyor 🙂
  • Artık altını değiştirmek, banyo sonrası kremleyip pijamalarını giydirmek işkence gibi bir şey çünkü hiç yerinde durmuyor. Sürekli bir hareket halinde. Haliyle ben de çok yoruluyorum.
  • İşten gelince mutlaka birlikte dışarı çıkıp lojmandaki çocuklarla ve tabi anne babalarıyla sosyalleşiyoruz 🙂 Hem bana hem de Emre’ye iyi geliyor. Tek sorun ağırlaşan Emre’yi taşımak 😦 Kollarım kopuyor desem yeterli olur sanırım. Üstelik bu ay hiç kilo almamış (boyu 1,5cm daha uzayarak 76cm’e ulaşmış) ama bana oldukça ağır geliyor artık. Bir an önce yürümeye başlasa fena olmaz aslında 🙂

Şimdilik bu kadar…

6. Ay

Yine geç kaldım 6.ay yazısını yazmakta. Oysa kaç kere geçtim klavyenin başına ama bir türlü başlayamadım. Şimdi en azından başlangıcı yapıyorum zira yakında her şeyi unutacağım.

Fadik Teyze'sinin kucaginda bir saskin 🙂

Bu ay neler yaptık, nasıl geçti kısaca yazayım

  • Bu ayın en önemli olayı AET’nin artık fır fır dönmeye başlaması. Hasta olduğum bir gün evde dinlenirken yüsüstü yerde oynayan ufaklık bir hamle ile hoop sırtüstüne dönüverdi. Aaa diye sevinç çığlıkları attım tabi ki 🙂 Gerçi çığlık atacak halim olmadığı için ufacık bir ses çıkardım diyebiliriz. Suratıma bakıp sırıtmaya başladı yavrum 🙂
  • Bu dönme hareketi beklenen bir şeydi zira sırtüstü yatmayı çok seviyor kendileri. Esas olay tam tersini yapabilmekti ve oğlus tam 1 gün sonra onu da başardı. Bu defa bakıcısı Neroş mutfaktaydı ve ben hemen onu da çağırdım. Yaptı yaptı diyerek. Bizim bu sevinç çığlıklarına bir anlam veremeyen Emroşko yine sırıtmakla yetindi.
  • Sonraki gün Cumartesi’ydi ve babası da evdeydi. O gün maharetlerini bir bir babasına da sergiledi. 1 haftanın sonunda istediği her yere döne döne ulaşan minik bir adam vardı evimizde.
  • Dönmeye başlamasıyla uzun zamandır uğraştığı şeyi yapıp geri geri sürünmeye de başladı. Bir de kendini yattığı  yerden 360 derece (kafa-ayak hizasında) döndürmeyi becerdiği için tehlike sinyalleri çalmaya başladı. Artık evi daha güvenli hale getirmenin tam vakti bu aralar.
  • Bu ay ilk defa 24 saat kaka yapmadı (günde 3-4 kere yapan bir bebek için büyük olay) ama arkasından acısını çıkardı (boynuna kadar kaka yaparak)
  • Bu ayın başında kendi isteğiyle emziği bıraktı. Zaten sadece uykuya dalma aracı olarak zorla tarafımdan kullanılıyordu. Sonunda inatlaştı ve bu ay emziksiz uyudu. Şu aralar ara ara yine deneyerek emziğe yeniden alıştırma çalışmaları yapıyorum zira gece uyandığında da emzirmeden kolayca uyutmanın en güzel yolu 🙂
  • Uykuyla ilgili ayrı bir yazı yazacağım ama şunu söyleyeyim bu ay gündüz uykularına direnme ayıydı. Çok şükür ki ay sonuna doğru yeniden daha kolaylaşmaya başladı (çok şükür).
  • Bu ayın son haftasında gündüz uykularını 2’ye düşürdü. Nasıl mı? Efendim ilk kez (8. haftadan sonra) 1,5 saatin üzerinde gündüz uykusu yapmaya başladı. Eskiden 25-30 dakika arası olan uykular önce 45 dakika-1 saate çıktı. Sonra bir Pazartesi çat diye uzun uyumaya başladı. Şimdilerde sabah ilk uykusunu 1,5-2 saat, öğleden sonraki 2. uykusunu ise 1-1,5 saat arası uyuyor. Bir daha da uyumayıp 18:30-19:00 arası gece uykusuna geçiyor.
  • Müthiş güzel kahkahalar atmaya başladı. Hele sırıtması yok mu? Ağzını aça aça kocaman gülümsüyor.
  • Yabancılara karşı da çok sevecen. Kimseye ağlamıyor. Yeni gördüğü kişileri önce bir güzel süzüyor, izliyor (gözlerini ayırmadan) sonra da gülümsemeye başlıyor. Salih dedesi bu duruma bayılıyor.
  • Çığlık atıyor, bağırıyor, değişik sesler çıkarıyor.
  • 4 aylıktan beri sürekli ayakta durmak istiyor. Bu ay ayakta durup bir de adım atmayı istiyor. Neroş’un kucağında yukarılara doğru tırmanmaya bayılıyor. Emeklemeden yürümeye başlama sinyalleri verse de ben önce emeklemesinden yanayım. Biraz mola verelim yahu 🙂
  • Genel olarak mutlu, huzurlu bir bebek. Her gören ağız birliği etmişçesine bunu söylüyor. Geçen hafta yaptığım O.gazi ziyaretinde de ilk defa AET’yle tanışan bir baba da aynı şeyi söyleyince çok şaşırdım. Umarım bu huzuru hep devam eder.
  • Gece uykuları da çok şükür fena değil. Arada bozulduğu oluyor tabi ki. Uyku konusu yeni bir yazı konusu olacak 🙂
  • 6 ay sadece anne sütü aldı. Su da dahil başka bir şey içmedi. Bununla birlikte bu ay sonunda kilosu 9200gr ve boyu 73,5cm. Evet basketbolcu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor 🙂
  • İlk defa aşıdan sonra huzursuzlanmadı. En çok bu aydan korkarken en kolay bu ay geçti diyebilirim 🙂

Daha yazacak bir sürü şey vardı ama unuttum 😦 Bir daha ki sefer söz, daha erken yazacağım, unutmadan.

Yarım yılı geride bırakırken…

12 Eylül Pazartesi günü 40 hafta 4 günlük anne karnı macerasından sonra sabaha karşı 4:05’te dünyaya gelen güzel bebeğim AET’m bugün tam 6 aylık oldu. 6. ay yazımız çok yakında gelecek. Tarihe bir not düşmek istedim. İyi ki geldin dünyamıza güzel bebeğim. Yüce Rabbime binlerce şükürler olsun bizi senin ailen olarak seçtiği için. Seni çok ama çok seviyoruz. Gülen gözlerin bu parlaklığını hiç bir zaman kaybetmesin inşallah.

5. Ay

Not: Bu yazı 1 hafta önce yazılmıştır. Yayınlamayı unutan kişiyle yazan kişi aynıdır 🙂

1 no.lu teyzesiyle

2 no.lu teyzesiyle

Gectigimiz Pazar gunu AET’miz 5 aylik oldu. Bu dunyadaki yari yilini kutlamamiza sadece 1 ay kaldi 🙂 Bu ayda neler yapmaya basladi?

  • Agu’lara veda etmistik (gerci hala arada agu’msu sesler cikariyor ama eskisi gibi degil) ve yerine bol bagirmali (bagirmak derken sesli sarki soylemek diyebiliriz) zamanlara gecmistik. Bu ay ise yeni bagirma yontemleri kesfetti: aaaaaav, ooooovvv, uuuvvvvv seklinde duyanlarin bu oglan bir seye hayret ediyor diyecegi sesler cikarmaya basladi.
  • Bu cikardigi sesler ozellikle ayaklari ile oynamaya baslaiktan sonra artti. Sanki ayklarını yeni oyun arkadaşı seçmiş gibi 🙂 Hayretle ayaklarıyla konuşan bir yavrumuz var artık.
  • Evet yanlis duymadiniz, oglus ayaklarini kesfetti. Hem de Ankara’ya gittiğimiz gün. Banyo yaptırmak için soyduğumda hooop ayaklarını tutuverdi. Bir de sevindi ki anlatamam. Amanın bunlar da ne, nasıl güzel şeyler der gibi sevinç çığlıkları attı. Tabi 2-3 gün sonra da ayak parmaklarını ağzın götürüp şapur şupur yalamaya başladı.
  • Aynı dönemde tükürükler saçarak eğlenmeye başladı. Bu dönem çok uzun sürmedi ama. Hala arada aklına gelip yapsa da artık pek yapmıyor diyebiliriz.
  • Bu ay içinde artık çok rahat bir şekilde oyun halisinda oyuncaklara uzanıp, tutup, evirip çevirmeye, halkaya sıkıştırdığımız topu çıkarmaya, bir eliyle oyuncağı tutarken diger eliyle o oyuncakla oynamaya başladı.
  • Bu ayın başında oyuncaklari bir elden oburune gecirmeye başlamıştı, artık bu konuda uzmanlaştı.
  • Saç çekmeye bayılıyor kendisi. Artık en sevdiği oyuncağı diyebilirim. Kucağıma alır almaz deli gibi saçlarımı çekmeye başlıyor ve bundan buyuk bir zevk alıyor. Yalnız öyle azıcık çekme falan değil, acayip sıkı tutup sertçe çekiyor. Canımı ne kadar acıttığını tahmin edersiniz. Artık saçlarımı sürekli toplamaya başladım ama yine de kaçış yok. Kafama abanıp aradan illa bir tutam tutup çekiyor.
  • Henüz yan dönmeye başlamadı bizim dombili oğlan. Hatta hiç de niyeti yok. İlk aylarda elinden tuttuğumuzda bir heves dönüyordu. Şimdilerde canı istemezse hayatta poposunu akldırmıyor bile. Bir de üstüne elini geri çekiyor “ıııh istemem” der gibi.
  • Yan dönme işine hiç sarmayan oğlan iş ellerinden tutup kaldırmaya geldi mi hemen atlıyor. Bir ara oturur pozisyona gelirken, artık direkt ayağa kalkıyor. Yatmaktan sıkılmış olan eleman artık sürekli ayakta durmak istiyor. Bir de öyle sert basıyor ki, bazen bacaklarımı acıtıyor. Bir de karnıma doğru tırmanmaya başladı mı artık vay halime oluyor.
  • Bakıcı teyzesi ile hala gayet iyi anlaşıyor. Kendisini oyun arkadaşı ilan etti. Kadını hiç oturtmuyor. Hep bir aksiyon bir aktivite peşinde. İstediği olmazsa “ıııııhhh” diye sert sesler çıkarıyor.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Bakalım 6. ayımız nasıl geçecek.

4. Ay

Bugun itibariyle AET’miz dunyamizdaki 4. ayini doldurdu. 3. ay bittiginde “oh demistim en zor denilen 3 ay bitti.” Simdi de en guzel denilen aylara geldik diye seviniyorum. En guzel diyorlar cunku tadindan yenilmiyor bu aylarda minikler. Biz simdiden guzel gunleri gormeye basladik. Yukaridaki fotograf gecen h.sonu disari cikmadan once babasi tarafindan cekildi. Oglusum hala en sevdigi yer slingin ici, anneye mumkun oldugunca yakin, sicak, oh mis 🙂 Hava oldukca soguktu ve yagmur yagiyordu ama biz yagmur soguk demedik 20 dakikalik yurume mesafesindeki bir kafeye gittik oglusla. Tabi ki cafe’ye varmak uzereyken uyuyuverdi. Bir sure slingin icinde uyurken zor da olsa oturdum ben de koltukta ama sicak diye sapkasini cikarinca uyandi hemen. Garson abla ve abi cok ilgilendiler ve yeni uykudan kalkan yavru dudak bukup aglamaya basladi. Bir yandan da aclik vardi tabi ki. Hemen emzirdim ve kendine geldi. Sonra guzel guzel oturdu bizimle. Babasinin kucaginda bir guzel kaykildi, keyfine diyecek yoktu yani 🙂 Donus yolunda yine uykuya daldi. Bu defa eve cikinca hic ses etmeden koltuga yastiklari koyup ben de oturdum. 35 dakika hic sesini cikarmadan gogsumun uzerinde uyudu. Yenidogan zamanlarinda bol bol yaptigi bir aktiviteydi bu goguste uyuma ama uzun zamandir artik bu guzelligi yasayamiyorduk. Ben de oglus da pek mutlu olduk.

Gelelim bu ayin onemli gelismelerine:

  • Bol kahkahali, bol bagirmali gunler geciriyoruz. Artik sabahlari uyandiginda agulamak yerine bolca bagiriyor. Hem de birisi, ki o kisi ben oluyorum tabi ki, gidip beyefendiyi yatagindan alana kadar. Yuzumu gorur gormez kocaman bir gulumseme yayiliyor suratina. “oh annem geldi beni alacak” diye elelr, kollar oynamaya, ayaklar deli gibi kaldirilip indirilmeye basliyor. Kucagima alir almaz boynuma guzelce sariliyor. Ben de kokusunu icime ceke ceke “gunaydin guzel oglum” diyorum. Tabi bazi sabahlar, ki bu sabahlar zor gecen gecelerin sabahlari oluyor, o gunaydin lafi o kadar da sevimli cikmiyor agzimdan. Genelde “ah oglum ah azicik daha uyusan ne vardi” sekline donusuyor.
  • Dokunmatik bir oglum var benim. Illa dokunarak sevecek. Sabahlari artik uyandim yeter dedigi noktada kendi yatagindan bizim yatagimiza getiriyorum. Babasi ile aramiza yatinca bir elini babasinin yuzunde gezdirip sakallarini tirmalarken bir diger eliyle de benim yuzumu oksuyor. Sanirim gece boyu bizi pek ozluyor 🙂 Ayni sekilde yeni tanistigi kisiyi severse ona da hemen dokunmaya basliyor.
  • Kisileri cok net ayirdediyor artik. Tanidiklarina hemen gulumseyiveriyor, tanimadiklarina ise once bir surat asip  tartiyor, sonra severse gulumsuyor sevmezse kafasini baska bir tarafa ceviriyor.
  • Bu ayin baslarinsa dil cikarmaya basladi. Ananesi karsisina gecip bir yandan dil cikar diye soyleyip dilini cikarinca, bizim eleman da hemen dilini cikarmaya basladi. Bu isi o kadar cok sevmisti ki kendi kendine ha bire dil cikarip duruyordu. Simdilerde ise pek sallamiyor dil cikarma olayini.
  • Buyuyen oglus ilgi beklemeye basladi. Artik kendi basina oynadigi oyun sureleri oldukca kisaldi. Eskiden oyun halisinda kendi haline birakinca yarim saat oynar giki cikmazdi. Simdilerde 5 dakika bile dayanamiyor. “e tamam bunlari biliyorum, uzaniyorum, tutuyorum, hatta oyuncaklardan tutunup kafami kaldirip agzima sokmaya calisiyorum, daha ne yapayim, alin beni buradan” diye basliyor bagirmaya.
  • Babasindan bekledigi ilgi ise daha farkli. Dun babanesi geldi diye babasi da erken gelmisti. Bizim eleman da yatagindaydi. Babane kucagina alinca babasina bakip dudak bukerek aglamaya basladi. Resmen “ama sen niye almiyorsun beni” diye dudak buktu. Babasi kucagina alinca da bir guzel boynuna sarildi.
  • Boyna sarilma olayi sahane. Bu ara en sevdigi sey. Ozellikle mizildandiktan sonra kucagima alinca veya bir sure baska birinin kucaginda durmusken ben alirsam boynuma bir sarilmasi var ki beni benden aliyor. Tabi bir yandan da yuzumu yalamaya calisiyor. Sevgi gosterisinde bulunuyor kendi halinde diye dusunuyorum.
  • Saclarim bu ara favori oyuncagi. Sirtustu yatmisken uzerine uzanip boynundan opmeye kalktigimde hemen sarilip kafama saclarima yapisiyor. Bir de siki tutup cekiyor ki sormayin. Parmaklarini arasindan zor aliyorum saclarimi. Bu nedenle de artik kisa da ols saclarimi toplamak zorunda kaliyorum. Emre oglan ise yine de bir yolunu buluyor, hic olmazsa boynumdaki kucuk saclari tutup cekiyor.
  • Yuzum ise diger bir favori oyuncagi. Elleriyle surekli yuzumu tanimaya calisiyor. Kulaklarimi cekiyor, yanaklarimi, burnumu sikiyor, dudaklarimi tutmaya calisiyor, parmaklarini agzima sokuyor. Kazara yuzumu uzaklastirirsam ciglik atip geri cagiriyor.
  • Elinden hafifce tutunca hoop diye kendini oturur pozisyona getiriyor. Sirtustu yatarken ellerimi beline dogru goturur goturmez balini kaldirip kucaga gelme pozisyonu aliyor hemen. Kalkmak istediginde kafayi yukari dogru kaldirip bagirmaya basliyor. Cok seker oluyor o hali 🙂
  • Bu ayin 2,5 haftasini dedesi ile gecirdi. Sabahlari pek sahane saatler gecirdiler birlikte. Geldim, geldim diye yuzune dogru yaklasan dedesinin kulaklarin tutup ciglik atmaya bayildi. Bir yandan da tabi ki agzini acip dedesinin yuzunu isirmaya calismasini izlemek harikaydi.
  • Artik her sey direkt agza gidiyor. Ne bulursa hooop agza. Yumruklarini cok seviyordu ama bu ara favorisi sag elinin isaret parmagi. Isaret parmak guzelce kaldiriliyor sonra ustten hoop agza giriyor. Parmagini emmek yerine resmen isiriyor. Sanirim dis kokleri artik yurumeye basladi ve bunlar da kasinti yapiyor. Zira salya olayi da iyice artti.
  • Bu ay degisik yuzeylere dokunma olayini abartti. Nereye koyarsak koyalim hemen yerleri, yakin mesafedeki koltuk kenarini, yastigi, yataginin kenarini tirmalar gibi ellemeye basladi. Kedigillerden kendisi sanirim 🙂
  • Bakici teyzesiyle (Bundan snra Neros diye bahsedecegim kendisinden) cok guzel oyunlar oynuyor. Nesneleri tutma, parmaklari ile halkalari ilerletme, azicik destek ile sirtustunden yuzustune ve tam ters yinde donme gibi.
  • 3. ayin sonlarinda baslayan meme emerken durup etrafi izlemek bu ayin basinda da devam etti. Hala bir ses duydugunda emmeyi birakip ses yoneliyor, neyse ki artik tekrar donup emiyor. Emerken surekli kiyafetlerimi cekistirip duruyor. Elleriyle gogsu kavrayip agzina goturmeye calisiyor. Genelde basarisiz olup yumrugunu emmeye basliyor. Bu genelde geceleri yasadigimiz komik olaylardan biri.

Simdilik aklima gelenler bunlar. Her seferinde ay icinde kisa notlar alayim diyorum ama unutuyorum 😦 Belki bu sefer unutmama.

Bu ay sonundaki boy ve kilo durumumuzu yarinki doktor kontrolunde ogrenecegiz bakalim. Yine tahminde bulunayim boyu 68cm, kilosu ise 7,5kg 🙂

3. Ay

Oglusla dolu dolu 3 ay gecirdik. Hatta 2 gun gecti bile ama ben ancak yazabiliyorum. Ilk gunlerde cok uyuyan oglum bana firsat taniyordu da yazabiliyordum ama 7. haftadan beri yalniz bakmaya basladigim oglum sagolsun gunduz uykularini kusa cevirdi. Hal boyle olunca da bana baska bir sey yapmak icin firsat kalmamaya basladi. Neyse ki gece uykularina erken geciyor da biraz dinlenebiliyorum. Gerci benim istegim gunduz biraz daha uzun uykular alip gece uykusuna hic degilse 6-6:30 gibi bir saatte gecmesi. Annemin dedigine gore 4. ayin sonunda daha duzene girecekmis uykular. Hadi bakalim, hayirlisi diyelim.

Bu gectigimiz ayda aet’miz daha da buyudu. Cuma gunu doktora gidecegimiz icin boyu ve kilosunu henuz bilmiyorum ama tahminime gore 7 kiloyu gecti ve boyu da yaklasik 66-67 cm oldu. Cuma gunku randevu sonrasi oglusun kilosunun 7,01kg ve boyunun da 65cm oldugunu ogrendik. Artik 3-6 aylik kiyafetleriyle de vedalastik ve 6-9 ayliklara gectik. Ben zaten bu aylara gore siniflandirmayi cozemedim. Yenidogan 56cm, 0-3 ay olanlar 62 cm, 3-6 ay olanlar 68 cm, 6-9 ay olanlar 74cm gibi olculerde gidiyor. 3 ayda sadece 6cm mi uzuyor bu elemanlar? Bizim durumumuzda ve bildigim bir cok arkadasimin bebeginde hic de oyle degil. 1 ayda en az 5cm uzuyor cogu bebis bu ilk zamanlarda. Neyse bu tekstilcilerin problemi, bundan sonra buyuk boyutlu kiyafetler almaya ozen gosterecegiz 🙂

  • 2. ayin basinda agulamaya baslayan oglus, bu ay durumu iyice ilerlette. Agzi kapali agular, agzi acik uzun agular, gugularla sarki bile soyluyor gibi geliyor bazen.
  • Sesi iyice acildi. Uykudan once bazen kendi kendine mirildanmaya bile basladi.
  • Gunduz uykularini 25-30 dakika arasinda uyuyup aksamlari 4 ile 5 arasinda bir vakit gece uykusuna geciyor. Ilk uykusunu blok 5-6 saat uyuyup sonradan azalan surelerde uyuyor. Bir ornek verecek olursak 5-3.5-2-1 saat seklinde uyuyor bazen. Bazen de 6-3-1-1 seklinde oluyor. Genellikle sabah 5 civarinda artik gunduz oldu beni uyutma diye uyandiginda suratima bakip agzini kocaman acarak gulumsuyor. Ben de dayanamayip gidisindan opmeye basliyorum. Tabi uykusuz bir gece ise genelde odasindaki kanepede yanima aliyor, bir yandan uyumaya calisip bir yandan da oglusu seviyorum. Genellikle bu ilk uyanmasindan 45 dakika sonra 1 saatlik bir uyku daha cekiyor ve 7-7:30 arasi artik tamamen uyaniyor.
  • Yuzustu yere koydugumuzda kafasini artik bayagi yukarida tutuyor. Etrafi seyrediyor.
  • Yumruklari en buyuk favorisi. Bu ayin basinda dakikalarca yumrugunu seyredip onunla konusabiliyordu. Simdilerde ise genelde yumrugunun tamamini agzina sokmaya calisiyor. Ileri giderse midesini bulandirip oksuruyor.
  • Oyun halisindaki oyuncaklara bu ay basinda yumruklari ile vurmaya baslamisti. Artik vurmak yerine tutmaya basladi. Elleri acik bir sekilde istedigi oyuncaga dogru elini goturuyor ve yakalamaya calisiyor. Her iki eli ile iki oyuncak tutarsa birbirine vuruyor.
  • Saclarim en buyuk favorilerinden. Boynundan opmek uzere egilmemle sacimi yakalamasi bir oluyor. Bir de sIkI tutuyor, cok zor aliyorum saclarimi ellerinden. Ileride saclarim ne hale gelecek hayal bile edemiyorum. Ustelik kisa kestirmistim ama demek ki daha da kisaltmam gerekiyormus.
  •  Tanidigi kisileri tanimadiklarindan ayirma konusunda ustalasti. Daha da ileri gidip insan ayirmaya ve kimisini sevip yuzlerine gulumsemeye kimisine ise sevmeyip suratini asip baska taraflara donmeye basladi.
  • Kalabalik ortamlari hic sevmiyor. Anneler bulusmasindan oglusun aglamalarina dayanamayarak donmek zorunda kaldik.
  • Ilk defa alisveris merkezine gittik bu ay. 2. gidisimizde nefret etti ve geri donduk. Kendisi anasi ve babasi gibi bir acik hava insani oldugunu simdiden gosterdi.
  • Her gun hava durumundan bagimsiz olrak disari cikariyorum. Slingin icine koymaya basladigim an artik disari cikacagini anlayip sevinmeye basliyor diyebilirim. Zaten agladigi zaman slingin icine koyar koymaz susuyor. Annesine yakin olmayi cok seviyor anlayacaginiz tabi bir de disari cikmayi.
  • Doktorumuzun onerisi ile odasindaki kalorifer radyatorunu kapattik. Oda sicakligi 19-22 arasinda degisiyor. Geceleri 19-20 arasinda oluyor. Gunduzleri de 21-22 derece arasinda. Gercekten de geceleri bogaz kurulugundan kaynaklanan oksurmeleri bitti artik. Bir de bogazindan degisik sesler geliyordu ve onlar da artik kesildi. Cidden de serin yerde uyumak iyi geliyormus. Biz de yatak odamizin radyatorunu kapattik ve cok memnunuz durumdan.
  • 3. ayin son gunu kahkaha atmaya basladi. Ellerini karninin uzerinde birlestirip “hanimis benim oglum” diye uzerine dogru egilip severken ilk kahkahasini atti. Ben inanamadim. Ayni seyi ustuste yapinca ustuse kahkahalara boguldu oglus 🙂 sonrasinda ananesi de severken ona da bir kahkaha patlatti 🙂 O gunden beri artik hosuna giden seylere kahkaha ile eslik etmeye basladi ki bu beni de ananesini de mestediyor. Babasi henuz goremedi kahkahalarini cunku kendisini sadece sabah mahmuru hali ile goruyor.

Aklima gelenler simdilik bu kadar.

Kisacasi oglus buyuyup degismeye devam ediyor. Kucucuk bir yavrudan resmen bir insan yetisiyor ve bunun her anina taniklik etmek cok guzel bir duygu. Simdilerde ise baslayinca kaciracagim seylere uzuluyor ve oglusu ne kadar cok ozleyecegimi anliyorum. Birakmak cok ama cok zor gelecek 😦

Bu arada bir de bakici bulduk. Evimize temizlige gelen hanimin bir tanidigi kendisi. Klasik bakici profiline gore bayagi iyi diyebiliriz. F Hanim 50 yasinda ve 18 yasinda bir kiz cocugu annesi. Kizi universiteye baslamis bu yil. Kendisi ogretmen lisesi mezunu ve 10 yil ilkokul ogretmenligi yapmis. Kizi dogunca calismayi birakmis. Gecen senelerde okul servislerini ayarlayan bir turizm firmasinda koordinatorluk yapmis ancak kizi universiteye baslayip da baslarda yurt cikmayinca yanina gitmek uzere isten ayrilmis. Gorusmeye geldiginde ellerini yikayip (+1 puan) hemen oglusu kucagina almak istedi. Uyku vakti ise hic ellemeyeyim demeyi de ihmal etmedi (+1 puan daha). Sonra kucagina alip guzelce sevdi (+1 puan daha). Muhabbet sirasinda yuzunu cizdiginden bahsettigimde yerinden kalkip oglusun tirnaklarina bakmaya geldi. Annesi bu parmagi derin kesmissin dedi ve kesinlikle hakliydi (+1 puan daha). Buna benzer bir kac sey daha olunca oglumuza iyi bakacagina ikna oldum. Bir de oldukca kibar ve cok konuskan birisi ki ben de oyle olsun, oglusla surekli konussun istiyordum. Kisacasi oldukca pozitifim bu bakici konusunda. Insallah bu ilk izlenim gibi cikar her sey de mutlu mesut yasariz. Oglus da F Hanim’i sevdi cunku kucagina alip konustugunda “agu” dedi karsilik olarak. Bizim oglan sevmedigi kisi olunca suratini asip bakar ve kesinlikle agu demez 🙂 Hayirlisi olur insallah diye dua ediyorum simdilerde. Ocak ayi basinda ise baslayacak bakalim. 1,5 ay boyunca birlikte bakacagiz ve ben kendi duzenimi ona ogretmeye calisacagim. Simdilik bu kadar…