8. Ay

Arada yazmaya söz vermiş olsam da yine işlerin yoğunluğundan fırsat bulamadım. Daha fazla geciktirmeden 8.ayda AET ile neler yaptık yazayım. Bu ay yine bizim için ilklerin yaşandığı bir ay oldu.

  • AET ilk dişini 8 aylık olmaya 1 hafta kala çıkardı. Alt ön dişlerden sol diş ilk görünen oldu. 6 gün sonra ise hemen yanındaki diş patladı. 2-3 gün içinde her iki diş de aynı seviyeye geldi. Bu ara hızla büyümeye devam ediyorlar. Çok şükür ki sıkıntılı bir süreç değildi ilk dişlerin gelişi. Darısı yeni geleceklerin başına.
  • Bu ayın başında doktor kontrolünden sonra annesinin okulunu ziyaret etti. Herkese gülücük dağıttı ve ortamda ben olmadan da gayet eğlendi.
  • Arabada annesiyle tek başına yolculuk yaptı ve hiç sorun çıkarmadı. Yaklaşık 2 aylık olduğundan beri arabada ön koltukta oturuyorum ki yanında kimse olmadan da, yani ben araba kullanırken, yolculuklarda sorun çıkarmasın. Bunun ne kadar iyi bir şey olduğunu da tecrübe etmiş oldum.
  • İlk kez hasta oldu. Ateşi 39 dereceye kadar çıktı ama şükür ki 2 gece 3 gün süren ateş geride iz bırakmadan terk etti. İlk defa gece uyumayan bebeğin ne kadar zor ir şey olduğunu da anlamış oldum. Zira kucağımdan yatağına bırakınca çığlığı basan bir oğlan vardı ve benim tanıdığım bebeğim değildi. Meğer ateş yüzünden çok rahatsızmış ve sakinleşmek için de beni istiyormuş. Bunu anlayana kadar ne kadar zorlandığımı ve dellendiğimi tahmin edersiniz.
  • Anne ve babasının arkasından dudak büküp ağlamaya başladı. Hala bazı sabahlar ağlıyor arkamızdan ama bazı sabahlar hiç sallamıyor. Ağlamasındanda sallamamasını tercih ederim zira bizim için de arakda ağlayan bir minik bırakmak kolay olmuyor.
  • İlk hecelerini söylemeye başladı. Daha önceden de aslında rararara şeklinde bir şeyler söylemiş sonra da bu hecelerin yerini çığlıklar almıştı. Bu ay ise üstüste artık hecelerle konuşma çalışmalarını hızlandırdı. “avvavvavaavva” şeklinde başlayan konuşma çalışmaları hızla “bababababa”ya doğru ilerledi.
  • Artık uzun süreler desteksiz oturabiliyor. Dahası yatar pozisyondan takla atar pozzisyona gelip oradan poposunu hoop diye yere koyup oturur pozisyona geçebiliyor. Dolayısıyla uyusun diye yatağına bıraktığımızda bir süre sonra cıvıltılarına gidiyoruz ki oturmuş kendi kendine oynuyor. Bu durum sadece annesi uyuturken oluyor nedense. Bakıcısı ya da anneannesi varsa koloyca kendi kendine uyuyor ama annesi varsa uyumak istemiyor pek. Neyse ki gece uykularına geçiş hala düzenli.
  • Bu ay ilk defa gece uykusundan kahkahalarla uyandı gecenin bir yarısı. Ödümü patlattı diyebilirim. Başta ağlıyor zannederek odasına gittim. Kucağıma aldığımda gözler fal taşı gibi açık kıkır kıkır gülen bir oğlan vardı. 5 dakika kadar ara ara kahkahalarına devam etti ama sonra kendine geldi. Neyse ki yatağına tekrar bırakıp çıktıktan 15 dakika sonra kendi kendine uyudu.
  • Artık pütürlü yemeye başladı. Hala kusacakmış gibi davransa da bu konuda oldukça ilerledi.
  • En sevdiği şey poposunu havaya dikip takla atma pozisyonuna (fotoğraftan görüldüğü gibi) geçmek. Sanırım ayağa kalkmaya çalışıyor ama kısmetine oturmak düşüyor 🙂
  • Artık altını değiştirmek, banyo sonrası kremleyip pijamalarını giydirmek işkence gibi bir şey çünkü hiç yerinde durmuyor. Sürekli bir hareket halinde. Haliyle ben de çok yoruluyorum.
  • İşten gelince mutlaka birlikte dışarı çıkıp lojmandaki çocuklarla ve tabi anne babalarıyla sosyalleşiyoruz 🙂 Hem bana hem de Emre’ye iyi geliyor. Tek sorun ağırlaşan Emre’yi taşımak 😦 Kollarım kopuyor desem yeterli olur sanırım. Üstelik bu ay hiç kilo almamış (boyu 1,5cm daha uzayarak 76cm’e ulaşmış) ama bana oldukça ağır geliyor artık. Bir an önce yürümeye başlasa fena olmaz aslında 🙂

Şimdilik bu kadar…

Advertisements

7. Ay

Bir aslan miyav dedi 🙂

Önnot: Fotoğraf eklenecek 🙂

 

8 aylık olmaya 1 hafta 2 gün kala nihayet 7. ay yazısını yazmaya başlıyorum. Bitirebilir miyim emin değilim ama olsun sonunda başladım ya 🙂 7. ay bizim için ek gıdaya geçiş ayı oldu aslında. 6.ay kontrolünden 5 gün sonra ufaktan ek gıda işine giriştik. Bunun için ayrı bir yazı yazmayı planlıyordum ama planlarımın yüzde kaçını yapabildiğimi düşününce buraya eklemeye karar verdim. İlk olarak öğlenleri sebze çorbası ile başladık. Minik taze patates, havuç, balkabağı ve irmikten oluşan çorbayı pişirip, üzerine zeytinyağı ekleyip püre haline getirdik. İlk günler 2-3 çay kaşığı ancak yiyebildi diyebilirim. Zaten bu ayda amaç tatlara alıştırmaya çalışmaktı. 5 gun sonra her 3 gunde bir yeni sebze ekledik corbaya. Tabi sebze sayisi cogalinca karisik vermeye basladik. Bu ayın sonlarına doğru 3-4 yemek kaşığına kadar çıkardı corba miktarıni. İlk 15 gün bu şekilde öğlenleri çorba verip üzerini anne sütü ile tamamladık. 15 gün sonra çorbaya kuzu kıyma eklemeye başladık. Aynı zamanda öğleden sonra 4 gibi de günlük mayalanmış yoğurt vermeye başladık. Yine azar azar başlayıp gün geçtikçe miktarı arttırdık. Bu öğünleri hep anne sütü ile tamamladık zira hala en büyük besin kaynağı anne sütü oğlum için.

Bu ay neler yaptı diye nurturia’daki anı defterine baktım (iyi ki oraya bir şeyler yazmışım da unutmadım. Gerçi bir çok şeyi oraya da eklemeyi unutuyorum ama olsun hiç yoktan iyidir).

  • 6. ay aşıları tarihe AET’nin hiç mızmızlanmadığı ve hiç etkilenmediği aşılar olarak geçti. 2. ve 4.aylardaki mızmızlıktan sonra 6.ay çok korkutuyordu beni ama eleman hiç hissetmedi bile. Aşıdan sonra azıcık ağladı ve hemen sustu. Hepsi bu 🙂 Darısı 1.yaş aşılarının başına 🙂
  • Havaların güzelleşmesi ile dışarıda olmanın keyfine vardı ve her gidenin arkasından dışarı çıkabilmek için tüm gücüyle kapıya gitmeye çalıştı. Anne ve babasının arkasından dışarı gitmek için ağladı (bu aralar dışarı gitmek için değil ama anne babası işe gitmek için montları giymeye başlayınca dudak büzüp ağlamaya başlıyor 😦 çok zor oluyor bize de).
  • Anneannesi geldi ve geldiği sabah gel gel yapmayı öğretmiş. Beni gel gel yaparak karşıladı sabah sabah ama bir daha da yapmadı. Daha doğrusu biz yap deyince yapmıyor ancak özellikle gündüz uykularına dalmadan önce eller sürekli gel gel yapıyor.
  • Aynı şekilde istediği zaman alkış yapıyor ama biz hadi alkış dediğimizde zerre sallamıyor.
  • İlk kez konuşma çalışmalarına başladı ve ilk heceleri çıkardı: vavararababa kerişimi heceler çıkarıyor ama her zaman değil, arada canı isterse 🙂
  • Uyuması için yatağına bıraktığımda sağına dönüp şarkı söylerek uyumaya çalışıyor. Artık yeni yatış pozisyonu sağa dönüp popoyu çıkarmak şeklinde.
  • Bu ay  favorı kişisi annesiydi 🙂 Her kimin kucağında olursa olsun anneyi görür görmez iki koluyla anneye atılıp illa annesinin kucağına gidiyor. Göz sürekli annesinde (nihayet babasının tahtını sallayabildim) 🙂
  • İlk kez gezmeden eve döndüğümüzde ever girmemek için ağladı.
  • Ek gıdanın yanı sıra su içmeye başladı artık 🙂 Başlarda tadını hiç beğenmedi ve dudaklarını kilitledi ama 2 hafta içinde ufak ufak alıştı. Bu arada suyu bardaktan içiyor. Ne biberon ne de suluk hiç işe yaramadı. Suluğunu diş kaşıyıcı olarak kullanmakta kendisi.
  • Kucaktan kucağa dolaşan bir sosyal kelebek oldu 🙂 7.ay kontrolünden sonra okula götürdüm oğluşu. Üstelik ilk kez oğlumla yalnızken araba kullandım. Hiç fena bir deneyim değildi. Okulda kucaktan kucağa dolaştı. Bir ara ofise çıkmam gerekti, döndüğümde güvenlik görevlilerinin kucağında etrafa gülücük dağıtıyordu. Annesini hiç aramıyor diye şaşıranlara inat ben pek mutluydum halimden 🙂
  • Artık iyice hareketli bir bebek oldu. Kucağımda sakin sakin durmak varken bizim eleman ne yapıyor? Elleriyle beni itip poposunu dışarı çıkarırken bir yandan da aykları ile tepeme tırmanmaya çalışıyor. Ben de bu arada bolca kol kası yapıyorum.
  • 6 ay dolduktan sonra artık oturma çalışmalarına başladık ve bu ay 5-10 saniyeliğine de olsa desteksiz oturabiliyor. Daha sonra yana devriliyor ama olsun 🙂

Aklımda daha doğrusu anı defterinde kalanlar bunlar 🙂 Bu ay sonu itibariyle boyu 74,5cm ve kilosu 9750gr 🙂 Evet basketbolcu yapabiliriz 🙂

6. Ay

Yine geç kaldım 6.ay yazısını yazmakta. Oysa kaç kere geçtim klavyenin başına ama bir türlü başlayamadım. Şimdi en azından başlangıcı yapıyorum zira yakında her şeyi unutacağım.

Fadik Teyze'sinin kucaginda bir saskin 🙂

Bu ay neler yaptık, nasıl geçti kısaca yazayım

  • Bu ayın en önemli olayı AET’nin artık fır fır dönmeye başlaması. Hasta olduğum bir gün evde dinlenirken yüsüstü yerde oynayan ufaklık bir hamle ile hoop sırtüstüne dönüverdi. Aaa diye sevinç çığlıkları attım tabi ki 🙂 Gerçi çığlık atacak halim olmadığı için ufacık bir ses çıkardım diyebiliriz. Suratıma bakıp sırıtmaya başladı yavrum 🙂
  • Bu dönme hareketi beklenen bir şeydi zira sırtüstü yatmayı çok seviyor kendileri. Esas olay tam tersini yapabilmekti ve oğlus tam 1 gün sonra onu da başardı. Bu defa bakıcısı Neroş mutfaktaydı ve ben hemen onu da çağırdım. Yaptı yaptı diyerek. Bizim bu sevinç çığlıklarına bir anlam veremeyen Emroşko yine sırıtmakla yetindi.
  • Sonraki gün Cumartesi’ydi ve babası da evdeydi. O gün maharetlerini bir bir babasına da sergiledi. 1 haftanın sonunda istediği her yere döne döne ulaşan minik bir adam vardı evimizde.
  • Dönmeye başlamasıyla uzun zamandır uğraştığı şeyi yapıp geri geri sürünmeye de başladı. Bir de kendini yattığı  yerden 360 derece (kafa-ayak hizasında) döndürmeyi becerdiği için tehlike sinyalleri çalmaya başladı. Artık evi daha güvenli hale getirmenin tam vakti bu aralar.
  • Bu ay ilk defa 24 saat kaka yapmadı (günde 3-4 kere yapan bir bebek için büyük olay) ama arkasından acısını çıkardı (boynuna kadar kaka yaparak)
  • Bu ayın başında kendi isteğiyle emziği bıraktı. Zaten sadece uykuya dalma aracı olarak zorla tarafımdan kullanılıyordu. Sonunda inatlaştı ve bu ay emziksiz uyudu. Şu aralar ara ara yine deneyerek emziğe yeniden alıştırma çalışmaları yapıyorum zira gece uyandığında da emzirmeden kolayca uyutmanın en güzel yolu 🙂
  • Uykuyla ilgili ayrı bir yazı yazacağım ama şunu söyleyeyim bu ay gündüz uykularına direnme ayıydı. Çok şükür ki ay sonuna doğru yeniden daha kolaylaşmaya başladı (çok şükür).
  • Bu ayın son haftasında gündüz uykularını 2’ye düşürdü. Nasıl mı? Efendim ilk kez (8. haftadan sonra) 1,5 saatin üzerinde gündüz uykusu yapmaya başladı. Eskiden 25-30 dakika arası olan uykular önce 45 dakika-1 saate çıktı. Sonra bir Pazartesi çat diye uzun uyumaya başladı. Şimdilerde sabah ilk uykusunu 1,5-2 saat, öğleden sonraki 2. uykusunu ise 1-1,5 saat arası uyuyor. Bir daha da uyumayıp 18:30-19:00 arası gece uykusuna geçiyor.
  • Müthiş güzel kahkahalar atmaya başladı. Hele sırıtması yok mu? Ağzını aça aça kocaman gülümsüyor.
  • Yabancılara karşı da çok sevecen. Kimseye ağlamıyor. Yeni gördüğü kişileri önce bir güzel süzüyor, izliyor (gözlerini ayırmadan) sonra da gülümsemeye başlıyor. Salih dedesi bu duruma bayılıyor.
  • Çığlık atıyor, bağırıyor, değişik sesler çıkarıyor.
  • 4 aylıktan beri sürekli ayakta durmak istiyor. Bu ay ayakta durup bir de adım atmayı istiyor. Neroş’un kucağında yukarılara doğru tırmanmaya bayılıyor. Emeklemeden yürümeye başlama sinyalleri verse de ben önce emeklemesinden yanayım. Biraz mola verelim yahu 🙂
  • Genel olarak mutlu, huzurlu bir bebek. Her gören ağız birliği etmişçesine bunu söylüyor. Geçen hafta yaptığım O.gazi ziyaretinde de ilk defa AET’yle tanışan bir baba da aynı şeyi söyleyince çok şaşırdım. Umarım bu huzuru hep devam eder.
  • Gece uykuları da çok şükür fena değil. Arada bozulduğu oluyor tabi ki. Uyku konusu yeni bir yazı konusu olacak 🙂
  • 6 ay sadece anne sütü aldı. Su da dahil başka bir şey içmedi. Bununla birlikte bu ay sonunda kilosu 9200gr ve boyu 73,5cm. Evet basketbolcu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor 🙂
  • İlk defa aşıdan sonra huzursuzlanmadı. En çok bu aydan korkarken en kolay bu ay geçti diyebilirim 🙂

Daha yazacak bir sürü şey vardı ama unuttum 😦 Bir daha ki sefer söz, daha erken yazacağım, unutmadan.

Yarım yılı geride bırakırken…

12 Eylül Pazartesi günü 40 hafta 4 günlük anne karnı macerasından sonra sabaha karşı 4:05’te dünyaya gelen güzel bebeğim AET’m bugün tam 6 aylık oldu. 6. ay yazımız çok yakında gelecek. Tarihe bir not düşmek istedim. İyi ki geldin dünyamıza güzel bebeğim. Yüce Rabbime binlerce şükürler olsun bizi senin ailen olarak seçtiği için. Seni çok ama çok seviyoruz. Gülen gözlerin bu parlaklığını hiç bir zaman kaybetmesin inşallah.

Ilik Donoru Olabilmek Icin Hala Kan Vermediniz mi?

Gamze Anne’yi artik tanimayan kalmadi sanirim. Daha once su yazimda da bahsetmistim kendisinden. Hala kendisine uygun iligi bulmaya calisiyor. Bu amacla nurturia’dan bir grup anne yardim calismalari baslatmisti. Bu sureci basindan beri takip eden biri olarak hepsine hayranlik duyuyor ve teker teker tebrik ediyorum.

Biz de uzerimize dusen gorevi yerine getirmek uzere kan vermek istedik. Gectigimiz hafta AET’nin babasiyla Capa’ya gitmek icin zaman ayarlamaya calismakla daha fazla gec kalmak istemedik ve Capa’ya gitmektense kargo ile kan ornegimizi Ankara’ya gondermenin daha kolay olduguna karar verdik. Ayni zamanda bu sureci fotograflayip Istanbul ve Ankara disinda yasayan ve ilik donoru olmak isteyenlere yol gosteren bir dokuman hazirlamak icin de bir vesile olacagini dusunduk. Sevgili esim sagolsun her adimi fotografladi. “Gamze icin”  blogunu hazirlayan arkadaslarla nurturia uzerinden iletisime gecip dokumani gonderdim. Ancak onlar pdf’dense videonun daha guzel olacagini dusunmus ve gonderdigim dokumandan asagidaki videoyu hazirlamis Ilgar’in sevgili annesi. Elleri dert gormesin, gayet guzel bir video olmus. Umarim bu iste ufak da olsa bizim de katkimiz olmustur. En buyuk katkiyi bu videoyu izleyip, usenmeyip, kan verenler yapacak. Unutma “kaninda hayat var” ve “o ilik belki de sende”!

5. Ay

Not: Bu yazı 1 hafta önce yazılmıştır. Yayınlamayı unutan kişiyle yazan kişi aynıdır 🙂

1 no.lu teyzesiyle

2 no.lu teyzesiyle

Gectigimiz Pazar gunu AET’miz 5 aylik oldu. Bu dunyadaki yari yilini kutlamamiza sadece 1 ay kaldi 🙂 Bu ayda neler yapmaya basladi?

  • Agu’lara veda etmistik (gerci hala arada agu’msu sesler cikariyor ama eskisi gibi degil) ve yerine bol bagirmali (bagirmak derken sesli sarki soylemek diyebiliriz) zamanlara gecmistik. Bu ay ise yeni bagirma yontemleri kesfetti: aaaaaav, ooooovvv, uuuvvvvv seklinde duyanlarin bu oglan bir seye hayret ediyor diyecegi sesler cikarmaya basladi.
  • Bu cikardigi sesler ozellikle ayaklari ile oynamaya baslaiktan sonra artti. Sanki ayklarını yeni oyun arkadaşı seçmiş gibi 🙂 Hayretle ayaklarıyla konuşan bir yavrumuz var artık.
  • Evet yanlis duymadiniz, oglus ayaklarini kesfetti. Hem de Ankara’ya gittiğimiz gün. Banyo yaptırmak için soyduğumda hooop ayaklarını tutuverdi. Bir de sevindi ki anlatamam. Amanın bunlar da ne, nasıl güzel şeyler der gibi sevinç çığlıkları attı. Tabi 2-3 gün sonra da ayak parmaklarını ağzın götürüp şapur şupur yalamaya başladı.
  • Aynı dönemde tükürükler saçarak eğlenmeye başladı. Bu dönem çok uzun sürmedi ama. Hala arada aklına gelip yapsa da artık pek yapmıyor diyebiliriz.
  • Bu ay içinde artık çok rahat bir şekilde oyun halisinda oyuncaklara uzanıp, tutup, evirip çevirmeye, halkaya sıkıştırdığımız topu çıkarmaya, bir eliyle oyuncağı tutarken diger eliyle o oyuncakla oynamaya başladı.
  • Bu ayın başında oyuncaklari bir elden oburune gecirmeye başlamıştı, artık bu konuda uzmanlaştı.
  • Saç çekmeye bayılıyor kendisi. Artık en sevdiği oyuncağı diyebilirim. Kucağıma alır almaz deli gibi saçlarımı çekmeye başlıyor ve bundan buyuk bir zevk alıyor. Yalnız öyle azıcık çekme falan değil, acayip sıkı tutup sertçe çekiyor. Canımı ne kadar acıttığını tahmin edersiniz. Artık saçlarımı sürekli toplamaya başladım ama yine de kaçış yok. Kafama abanıp aradan illa bir tutam tutup çekiyor.
  • Henüz yan dönmeye başlamadı bizim dombili oğlan. Hatta hiç de niyeti yok. İlk aylarda elinden tuttuğumuzda bir heves dönüyordu. Şimdilerde canı istemezse hayatta poposunu akldırmıyor bile. Bir de üstüne elini geri çekiyor “ıııh istemem” der gibi.
  • Yan dönme işine hiç sarmayan oğlan iş ellerinden tutup kaldırmaya geldi mi hemen atlıyor. Bir ara oturur pozisyona gelirken, artık direkt ayağa kalkıyor. Yatmaktan sıkılmış olan eleman artık sürekli ayakta durmak istiyor. Bir de öyle sert basıyor ki, bazen bacaklarımı acıtıyor. Bir de karnıma doğru tırmanmaya başladı mı artık vay halime oluyor.
  • Bakıcı teyzesi ile hala gayet iyi anlaşıyor. Kendisini oyun arkadaşı ilan etti. Kadını hiç oturtmuyor. Hep bir aksiyon bir aktivite peşinde. İstediği olmazsa “ıııııhhh” diye sert sesler çıkarıyor.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Bakalım 6. ayımız nasıl geçecek.

Gamze Anne Icin

Kac gundur elim gitmiyordu yazmaya. Sanki daha da gercek olacakti ben de yazinca. Bu kotu haberi ilk duydugumda dogru olmamasi icin dua ederken buldum kendimi ama malesef ki dogruydu. Gamze’nin su yazisini aglamadan okuyacak anne yoktur su dunyada. Nurturia‘ya bomba gibi dustu haber ve o andan itibaren herkes seferber oldu. Zaman zaman cok vaktimi aldigindan, bazi guncellemelere deli oldugumdan dert yansam da bu gruba uye olmaktan ve boylesi arkadaslara sahip olmaktan dolayi cok mutlu oldum. Cok guzel insanlar var. Canla basla cabalayan, kendisi yardim edemese bile yardim edeceklere ulasmaya calisan, bloglar acan, oradaki yazilari takip eden, kan verecek kisileri organize etmeye calisan ve daha bir cok seyi basarmaya calisan gonullu anneler. Hepsi de iyi ki var.

Baslarda umutsuzluga kapilmis olsam da gerek nurturia‘da, gerek emziren anneler ve internet anneleri gruplarinda ve gerekse twitter‘da yazilanlari, yapilmaya calisilanlari gordukce benim de umudum artti. En yakin zamanda uygun bir ilik bulunacagina inaniyorum. Sadece inanmakla kalmiyor ilik nakli icin donor olmak uzere basvuruda da bulunuyorum. Nasil yaparim derseniz ayrintili bilgiler Gamze icin olusturulan blogda su yazida var. Lutfen sadece uzulmekle kalmayalim, bilgisayarlarimizin basindan kalkip donor olmak icin ilk adimi gerceklestirelim. Sadece Gamze icin degil binlerce losemi hastasi icin bir isik da biz yakalim. Istanbul ya da Ankara’da olmaniz sart degil. 24 saat icinde Ankara’daki merkeze kan gonderebilecek uzaklikta olmaniz yeterli.

Son olarak eger hala supheniz varsa Gamze’nin son yazisina yonlendiriyorum sizi. Hala mi acaba diyorsunuz? Yok canim INSAN olan demez herhalde.

Ilklerle Dolu Bir Yolculuk

Gectigimiz Pazar gunu oglusla Ankara’ya gittik. Ilklerle dolu bir yolculuk oldu 🙂

  • Ilk kez ucaga bindi ufaklik,
  • ilk kez annesiyle tek basina bir yolculuk yapti,
  • ilk kez annesi ile ayni yatakta uyudu,
  • ilk kez agulari takip eden aaavvv, ooov seslerinden sonra resmen aaaa diye bagirmaya basladi (bildigin ses denemeleri yapiyor),
  • ilk kez ayaklarini elleriyle uzun sure tuttu ve onlarla konusmaya basladi,
  • ilk kez kucak degistirmek icin kollarini one uzatti (dedesi benim kucagimdayken ellerini uzatip cagirinca kollarini ona dogru uzatip kucagina gitti),
  • ilk kez teyzesinin evini ziyaret etti,
  • ilk kez ayni gun dogdugu bir arkadasi ile tanisti.

Bu kadar ilki 5 gun icine sigdirmayi da basardi 🙂

Ucak yolculugumuz gayet iyi gecti cok sukur. Gidiste ucaga son dakikada yetismeyi basardigimiz icin hic beklemedik 🙂 Ucagimiz icin son cagri yapilirken son guvenlik kontrolunden geciyorduk. Kostur kostur kapiya gittigimde etrafta kimseyi goremeyip bir de girise bant cektiklerini gordugumde “eyvah ucagi kacirdik” diye dusunsem de durum boyle degilmis. Sona kalan 3 yolcudan ikisi bizmisiz 🙂 Son yolcu ise hemen arkamizdan geldi. Ucus kartlarimizi okutup bizi ucaga aldilar. Yari dolu bir ucagin dolu kisminin en sonunndaki koltuklardan birini de bize vermisler. Guzelligi etrafimizin ve arkamizdaki tum koltuklarin bos olmasiydi. Rahatca yayildik 2 koltuga 🙂 Hostesler pek sevdiler Emre’yi. Tabi Emre de onlari. Hatta bir tanesine daha cok ilgi gosterince aralarinda ufak capli bir kavga bile cikardi diyebilirim 🙂

Oglusu kendime bagladim, emzik kutusunu elime aldim ve ucus icin hazirdik. Ucak hareket etmeye baslayinca oglusu emzirme pozisyonuna getirdim. Biraz hareket edip de durunca emzirmeye baslarim diye planladim ama oglus hemen emmek istedi. O emmeye baslayinca iyi dedim, kalkista da emer insallah ama malesef bizim oglan ucak kalkis icin hizlanmaya baslayinca cikan seslerden ve hareketten dolayi hemen durup etrafi dinlemeye basladi. Boyle olunca hayatta tekrar emmez. Ben de hemen B planina gecip emzigi cikardim, zorla tiktim agzina diyebilirim. Elimle tutup hareket ettirerek zorla emmesini sagladim. Ben bunlarla ugrasirken ucak coktan kalkmisti bile. 5 dakika icinde duz konuma geldik ve ben bir ohhh cektim, kalkistaki basinc farkindan cok sukur etkilenmedi oglus diye. Ucus topu topu 45 dakika surdu ve bu sure boyunca biraz oyuncaklariyla oynattim. Onlar cok sarmayinca ve mizildanmaya baslayinca biraz sarki soyledim ve sayi saymaya basladim. Bu ara favorisi sayilar 🙂 Ben 1, 2 demeye baslar baslamaz susup beni dinliyor, cok eglenceli 🙂 Neyse 15 dakika sonra inis icin alcalmaya basladik. Ben tabi bu defa hic emzirmek icin kasmadan emzigi verdim. Zorla da olsa inene kadar agzinda tutmayi basardim. Cok sukur inisi de sorunsuz atlattik. Kapiya yanastiktan sonra sag onde oturan bir beyefendi oglusu kucagina aldi, ben de esyalari toparlayip hazirlandim. Bizimki pek sevdi adami. Dokunmatik oglus hemen elleriyle adamin yuzunu kesfetti, sonra resmen sarildi. Oha dedim icimden bu ne samimiyet 🙂 Velhasil ucakta gordugu herkese gulucukler dagitip, bu yabancidir aglayayim kucagina gitmeyeyim gibi bir harekette bulunmayarak beni sok etti. Ucaktan inip de korugun icine adimimizi atinca Ankara’nin sogugunu hatirladim. Resmen buz gibiydi hava. Oglusu slingin icine koymustum zaten coktan, hemen battaniyeyle sardim. Zaten ucaktan inmeden hostesler aman disarisi pek soguk diye uyarmislardi. Sonra bagaj alma bolumune geldik. Acilir kapanir kapinin orada annem bekliyordu. Elimdeki esyalari anneme verdim. Bavulum gelince onu da anneme verip ana kucagini bekledim biraz. O da hemen geldi neyse ki. Babam kapida arabada bekliyordu. Hizlica arabaya binip, oglusu ana kucagina, ana kucagini da arabaya baglayip yola ciktik.

Evde oglusu teyzeleri ve kuzenleri bekliyordu. O dakikadan itibaren 6 gun boyunca oglus kucaktan kucaga gezdi 🙂 Ben de hem dinlendim hem moral buldum. Dedesini ve anneannesini unutmamis Emre. Onlara farkli bir gulumsemesi vardi ve hemen kucaklarina atildi. Hele dedesinin sesini duymaya gorsun. Hemen yuzunde gulucukler acip dedesini aramaya basliyor.

Bugun de sabah ucagiyla donduk. Ben Pazar gunu donuyoruz saniyordum ama son dakikada Cumartesi gunune almistik bileti, ablam olmasa ben unutup ucagi kacirabilirdim. Donus yolculugu da sorunsuz gecti sukur. Gidise gore daha huzursuzdu Emre ama onu da “sag elimde 5 parmak” sarkisi ile atlattik 🙂 Sayilari sevdigini soylemistim degil mi?

Babasini gorunce tepkisini merak ediyordum. Cunku Ankara’da 2 kere anneme birakip disari ciktim ve dondugumde resmen kusmustu bana. Oglum diye yuzune bakiyordum ama o bana hic pas vermiyordu. Resmen yuzunu baska tarafa ceviriyordu. Annemler ve ablalarim da gordu bunu. Tabi 2 dakika sonra eski haline donuyordu ama o ilk dakikalar cok fenaydi. Eyvah dedim ise gitmek icin ayrildigimda da kusecek bu eleman bana 😦 Dondugumde boyle yaparsa cok uzulurum 😦 Ilk 1 haftanin zor oldugunu soyluyor herkes. Bakalim bizimki nasil gececek.

Biraz daldan dala atladigim bir yazi oldu ama olsun 🙂 Persembe gunu ya da haftaya bugun ise geri donuyorum 😦 Evet hic canim istemiyor ama bir yerde geri donmek gerekiyor. 20’sinde dersler basliyor ve ben yeni bir ders daha verecegim 😦 Ona hazirlanmam gerek. Sagolsun guzel arkadasim, can meslektasim Fadik bana bayagi bir yardimci oldu bu ders konusunda. Insallah onun vesilesi ile cok sorun olmadan bu dersi de verebilecegim. Yakinda 5. ay ve ise donus yazisinda bulusmak uzere…

4. Ay

Bugun itibariyle AET’miz dunyamizdaki 4. ayini doldurdu. 3. ay bittiginde “oh demistim en zor denilen 3 ay bitti.” Simdi de en guzel denilen aylara geldik diye seviniyorum. En guzel diyorlar cunku tadindan yenilmiyor bu aylarda minikler. Biz simdiden guzel gunleri gormeye basladik. Yukaridaki fotograf gecen h.sonu disari cikmadan once babasi tarafindan cekildi. Oglusum hala en sevdigi yer slingin ici, anneye mumkun oldugunca yakin, sicak, oh mis 🙂 Hava oldukca soguktu ve yagmur yagiyordu ama biz yagmur soguk demedik 20 dakikalik yurume mesafesindeki bir kafeye gittik oglusla. Tabi ki cafe’ye varmak uzereyken uyuyuverdi. Bir sure slingin icinde uyurken zor da olsa oturdum ben de koltukta ama sicak diye sapkasini cikarinca uyandi hemen. Garson abla ve abi cok ilgilendiler ve yeni uykudan kalkan yavru dudak bukup aglamaya basladi. Bir yandan da aclik vardi tabi ki. Hemen emzirdim ve kendine geldi. Sonra guzel guzel oturdu bizimle. Babasinin kucaginda bir guzel kaykildi, keyfine diyecek yoktu yani 🙂 Donus yolunda yine uykuya daldi. Bu defa eve cikinca hic ses etmeden koltuga yastiklari koyup ben de oturdum. 35 dakika hic sesini cikarmadan gogsumun uzerinde uyudu. Yenidogan zamanlarinda bol bol yaptigi bir aktiviteydi bu goguste uyuma ama uzun zamandir artik bu guzelligi yasayamiyorduk. Ben de oglus da pek mutlu olduk.

Gelelim bu ayin onemli gelismelerine:

  • Bol kahkahali, bol bagirmali gunler geciriyoruz. Artik sabahlari uyandiginda agulamak yerine bolca bagiriyor. Hem de birisi, ki o kisi ben oluyorum tabi ki, gidip beyefendiyi yatagindan alana kadar. Yuzumu gorur gormez kocaman bir gulumseme yayiliyor suratina. “oh annem geldi beni alacak” diye elelr, kollar oynamaya, ayaklar deli gibi kaldirilip indirilmeye basliyor. Kucagima alir almaz boynuma guzelce sariliyor. Ben de kokusunu icime ceke ceke “gunaydin guzel oglum” diyorum. Tabi bazi sabahlar, ki bu sabahlar zor gecen gecelerin sabahlari oluyor, o gunaydin lafi o kadar da sevimli cikmiyor agzimdan. Genelde “ah oglum ah azicik daha uyusan ne vardi” sekline donusuyor.
  • Dokunmatik bir oglum var benim. Illa dokunarak sevecek. Sabahlari artik uyandim yeter dedigi noktada kendi yatagindan bizim yatagimiza getiriyorum. Babasi ile aramiza yatinca bir elini babasinin yuzunde gezdirip sakallarini tirmalarken bir diger eliyle de benim yuzumu oksuyor. Sanirim gece boyu bizi pek ozluyor 🙂 Ayni sekilde yeni tanistigi kisiyi severse ona da hemen dokunmaya basliyor.
  • Kisileri cok net ayirdediyor artik. Tanidiklarina hemen gulumseyiveriyor, tanimadiklarina ise once bir surat asip  tartiyor, sonra severse gulumsuyor sevmezse kafasini baska bir tarafa ceviriyor.
  • Bu ayin baslarinsa dil cikarmaya basladi. Ananesi karsisina gecip bir yandan dil cikar diye soyleyip dilini cikarinca, bizim eleman da hemen dilini cikarmaya basladi. Bu isi o kadar cok sevmisti ki kendi kendine ha bire dil cikarip duruyordu. Simdilerde ise pek sallamiyor dil cikarma olayini.
  • Buyuyen oglus ilgi beklemeye basladi. Artik kendi basina oynadigi oyun sureleri oldukca kisaldi. Eskiden oyun halisinda kendi haline birakinca yarim saat oynar giki cikmazdi. Simdilerde 5 dakika bile dayanamiyor. “e tamam bunlari biliyorum, uzaniyorum, tutuyorum, hatta oyuncaklardan tutunup kafami kaldirip agzima sokmaya calisiyorum, daha ne yapayim, alin beni buradan” diye basliyor bagirmaya.
  • Babasindan bekledigi ilgi ise daha farkli. Dun babanesi geldi diye babasi da erken gelmisti. Bizim eleman da yatagindaydi. Babane kucagina alinca babasina bakip dudak bukerek aglamaya basladi. Resmen “ama sen niye almiyorsun beni” diye dudak buktu. Babasi kucagina alinca da bir guzel boynuna sarildi.
  • Boyna sarilma olayi sahane. Bu ara en sevdigi sey. Ozellikle mizildandiktan sonra kucagima alinca veya bir sure baska birinin kucaginda durmusken ben alirsam boynuma bir sarilmasi var ki beni benden aliyor. Tabi bir yandan da yuzumu yalamaya calisiyor. Sevgi gosterisinde bulunuyor kendi halinde diye dusunuyorum.
  • Saclarim bu ara favori oyuncagi. Sirtustu yatmisken uzerine uzanip boynundan opmeye kalktigimde hemen sarilip kafama saclarima yapisiyor. Bir de siki tutup cekiyor ki sormayin. Parmaklarini arasindan zor aliyorum saclarimi. Bu nedenle de artik kisa da ols saclarimi toplamak zorunda kaliyorum. Emre oglan ise yine de bir yolunu buluyor, hic olmazsa boynumdaki kucuk saclari tutup cekiyor.
  • Yuzum ise diger bir favori oyuncagi. Elleriyle surekli yuzumu tanimaya calisiyor. Kulaklarimi cekiyor, yanaklarimi, burnumu sikiyor, dudaklarimi tutmaya calisiyor, parmaklarini agzima sokuyor. Kazara yuzumu uzaklastirirsam ciglik atip geri cagiriyor.
  • Elinden hafifce tutunca hoop diye kendini oturur pozisyona getiriyor. Sirtustu yatarken ellerimi beline dogru goturur goturmez balini kaldirip kucaga gelme pozisyonu aliyor hemen. Kalkmak istediginde kafayi yukari dogru kaldirip bagirmaya basliyor. Cok seker oluyor o hali 🙂
  • Bu ayin 2,5 haftasini dedesi ile gecirdi. Sabahlari pek sahane saatler gecirdiler birlikte. Geldim, geldim diye yuzune dogru yaklasan dedesinin kulaklarin tutup ciglik atmaya bayildi. Bir yandan da tabi ki agzini acip dedesinin yuzunu isirmaya calismasini izlemek harikaydi.
  • Artik her sey direkt agza gidiyor. Ne bulursa hooop agza. Yumruklarini cok seviyordu ama bu ara favorisi sag elinin isaret parmagi. Isaret parmak guzelce kaldiriliyor sonra ustten hoop agza giriyor. Parmagini emmek yerine resmen isiriyor. Sanirim dis kokleri artik yurumeye basladi ve bunlar da kasinti yapiyor. Zira salya olayi da iyice artti.
  • Bu ay degisik yuzeylere dokunma olayini abartti. Nereye koyarsak koyalim hemen yerleri, yakin mesafedeki koltuk kenarini, yastigi, yataginin kenarini tirmalar gibi ellemeye basladi. Kedigillerden kendisi sanirim 🙂
  • Bakici teyzesiyle (Bundan snra Neros diye bahsedecegim kendisinden) cok guzel oyunlar oynuyor. Nesneleri tutma, parmaklari ile halkalari ilerletme, azicik destek ile sirtustunden yuzustune ve tam ters yinde donme gibi.
  • 3. ayin sonlarinda baslayan meme emerken durup etrafi izlemek bu ayin basinda da devam etti. Hala bir ses duydugunda emmeyi birakip ses yoneliyor, neyse ki artik tekrar donup emiyor. Emerken surekli kiyafetlerimi cekistirip duruyor. Elleriyle gogsu kavrayip agzina goturmeye calisiyor. Genelde basarisiz olup yumrugunu emmeye basliyor. Bu genelde geceleri yasadigimiz komik olaylardan biri.

Simdilik aklima gelenler bunlar. Her seferinde ay icinde kisa notlar alayim diyorum ama unutuyorum 😦 Belki bu sefer unutmama.

Bu ay sonundaki boy ve kilo durumumuzu yarinki doktor kontrolunde ogrenecegiz bakalim. Yine tahminde bulunayim boyu 68cm, kilosu ise 7,5kg 🙂

Son Haberler

Bloga yazi eklemeyeli epey zaman olmus. Gunlerin gunleri kovaladigini soylememe gerek yok sanirim 🙂 Bu arada aslinda cok guzel seyler oldu ama ben azicik tembellikten yazamadim.

Oncelikle sevgili arkadaslarimiz Aysan ile Erhun’un ogullari Aksel dunyamiza merhaba dedi. Hem de AET gibi 40+4’te Pazartesi gunu sabaha karsi 🙂 Aksel ile AET bayagi iyi arkadas olacaklar diye dusunuyor ve umuyorum. Cok tatli bir oglan Aksel masallah. Insallah kendisi gibi guzel bir hayati olur, Allah anali babali buyutur.

Bir diger guzel gelisme artik iyi bir bakicimiz var 🙂 Onceki yazimda bir bakici buldugumuzdan bahsetmistim. Iste o buldugumuz bakici ise baslamadan terketti bizi. Ustelik haber bile verme zahmetine katlanmadan. Uzuldum mu? Hayir tam tersi bu yapida bir insana oglusumu emanet edebilme ihtimalini dusununce tuylerim diken diken oldu ve iyi ki de terketti dedim. Uzulmedim ama insanlara olan guvenim biraz sarsintiya ugradi haliyle. 2 gun bu duygularla gecti ve ben de en sonunda oturunca bakicinin ayagimiza gelecegi yok dedim. Hic istemesem de (su an ne diye istemiyordum diye kendime kizsam da) bir danismanlik firmasi ile gorustum. Telefon gorusmesi hic de fena degildi. Hemen yarin gelin sizi uygun kisilerle gorustureyim dedi. Bu kadar hizli olmasini beklemiyordum acikcasi. Hemen sonraki gun AET’nin babasi ile gittik gorustuk ve bir tanesi ile gayet iyi anlastik. Bir kac gun deneme surusu yapabilecegimizi soyleyince denemeye karar verdik. 2 gun sonra geldi bakicimiz ve tum gunu bizimle gecirdi. Annecigimden de onayi alinca tamam dedik. 1 hafta sonra yani 2 Ocak’ta ise basladi Neros Teyzemiz 🙂 Simdilik AET ile gayet iyi anlasiyorlar. AET gulucukler atiyor, birlikte oynadiklari oyunlardan zevk aliyor ve her gun yeni seyler ogreniyor. Neros Teyze ise sevecen, sicak kanli ve denilenlere genelde uyan bir yapiya sahip. Insallah basladigi gibi gider de melek oglum ayni bakici ile kres yasina gelir.

Gectigimiz 3,5 hafta boyunca anneannesi ve 2,5 hafta boyunca da dedesi ile birlikte mutlu mesut yasayan bir oglum vardi ama bugun itibariyle artik yalniziz 😦 Bu durumdan oglusum nasil etkilenir bilmiyorum ama benim feci etkilendigim kesin. Annem gidecek diye son 2 gundur actigim musluklar bu aksam kapanmak bilmedi. Kendi kendimi telkin etmeye calismaktan da ayrica helak oldum. “Ne diye bu kadar uzuluyorsun, cok sukur ki annen-baban var, sagliklilar, yine gelirler, yine gorusursun, daha ne istiyorsun” en populer telkin cumlelerim 🙂 Ise yariyor mu? Evet yariyor ama bir sureligine. Sonra yine basliyorum. Boyle bir dongu icindeyim ama biliyorum ki bir kac gune duzelirim. Cok sukur ki yalniz degilim artik.

Emre oglanin son 2,5 haftadir super bir duzeni vardi, daha dogrusu benim super bir duzenim vardi. Gece genelde eskiye gore daha gec yatiyordum ama annem oglanin odasinda uyudugu icin aralarda o mikirdandikca ya emzigi veriyor ya kalkip bakiyordu ve ben de bunun rahatligi ile oglan acikma aglamasi ile uyanmadan uykumu bolmuyordum. Sabah 5,30-6 civari artik yeter uyandim diyen oglusu emzirip, altini degistirip hooop dedesine veriyorduk. Dedesi ile salonda oynuyor, sonra bir posta uyuyorlardi. Ben de bu arada en az 2,5 saatlik kesintisiz bir sabah uykusu cekiyordum. Tabi boyle olunca da gune super basliyordum. Bu sabah dedesi olmayinca oglani yatak odasina getirdik. Babasi ile aramizda yatti. Agzinda emzigini emmeye devam ederken bir bana bir babasina bakiyor, her ikimizin yuzunu ise eliyle oksamaya (oksamak dedim ama bu daha cok tirmalama oksama arasi bir sey) devam ediyordu. Bu dokunma isini zaten bu ara abartmis durumda. Yaninda ne varsa illa dokunmaya, tirmalamaya, oksamaya calisiyor. Degisik dokulara karsi pek ilgili. Yarim saat sonra babasi ben uyuyayim diye oglusu alip salona goturdu. Bir sure oynamislar sonra da 45 dakika guzel bir uyku cekmisler.

Bu arada artik nesneleri guzelce tutmaya basladi oglus. Sirtustu yatarken uzerine dogru uzattigimiz her seyi iki eli ile tutmaya calisiyor. Bir yandan da tut duyoruz ki bunu da ogrensin. Tabi ki tuttugu her seyi ne yapiyor? Evet dogru tahmin, dogruca agzina goturuyor. Her seyin tadina bakiyor ama hicbir sey elleri kadar tatli degil. Hele de sag elinin isaret parmagi ve sol elinin bas parmagi gibisi yok. Tabi her iki elin yumrugu da favoriler arasinda. Bir diger favorisi ise benim yuzum ve saclarim. Kucagima alinca cok guzel sariliyor bana, resmen kucakliyor. Iste buna bayiliyorum. Sonra da yuzumu yalamaya calisiyor. Ben uzerine egilip gidisindan opmeye calistigim zaman ise direkt saclarimi tutup cekiyor. Zaten dokulmeye basladigi icin azalan saclarim koparilarak iyice azaliyor. Ama oglusun sevincine, kahkahalar atmasina deger 🙂

Keske daha sik yazsam da unutmasam bazi seyleri diyorum. Artik bari notlar alayim da 4. ay yazisinda mumkun oldugunca her seyden bahsedeyim. Simdilik benden bu kadar.